1 Kasım 2023 Çarşamba

Serial Experiments Lain


Tür: Avangart, Psikolojik, Dram, Gizem, Bilim Kurgu, Doğaüstü Olaylar, Gerilim


Bölüm: 13


Yıl: 1998
 



Konusu:
Serial Experiments Lain'de, 14 yaşındaki bir orta okul öğrencisi olan Lain Iwakura'nın hayatına konuk oluyoruz. Lain, işi bilgisayarlarla olan babası, ev hanımı annesi ve ablası ile beraber Tokyo’da yaşıyordur. Yakın gelecekte geçen animede, Wired adı verilen ağ bugünkü internetten bir adım öne geçerek insanların hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Wired erişimi NAVI adı verilen güçlü bilgisayar sistemi ile gerçekleştirilmektedir. Wired'a bağlı insanlar, zamanlarının büyük bir kısmını ağdaki sanal yaşantılarına ayırmaktadırlar.
Fazlasıyla içine kapanık ve asosyal olan Lain, bilgisayar ve Wired'a hiç ilgi duymaz. Fakat olaylar günün birinde, Lain'in sınıf arkadaşı olan Chisa Yomoda'nın intihar etmesi ile patlak verir. Chisa'nın trajik ölümünün ardından Lain ve tüm sınıf arkadaşları Chisa'dan garip bir e-mail alırlar. Chisa mail'de, yalnızca bedeninin öldüğünü, bilincinin wired'da yaşadığını söylemektedir. Sınıf arkadaşları, olayı garip bir şaka olarak değerlendirip hayatlarına devam ederler. Ancak, Lain'in bu gizemli mail'in ardından wired'a olan ilgisi yavaş yavaş artar ve babasına son teknoloji bir NAVI aldırır ve sanal dünyanın derinliklerine inmeye başlar.
Çok geçmeden garip olaylar ardı ardına meydana gelmeye başlar. Lain sanal dünyayı ve sırlarını öyle bir eşeler ki artık gerçeklik ile sanal ortam arasındaki perde kalkmaya başlar ve Lain yolda yürürken bile sadece sanal dünyada görülebilecek türden şeyler görmeye ve sesler duymaya başlar. Ayrıca sanal dünyada bulunan başka bir Lain’de hem Lain’in hem de bizim kafamızı iyice karıştırmaya başlar.


Serial Experiments Lain; gerçeklik, kimlik, iletişim sorunları, tanrı, zaman-mekan, hafıza ve bilinç gibi bir çok olguyu sorgulayan metafiziksel bir animedir.

Animede iki dünya var. Biri Real world (gerçek dünya), diğeri ise The wired (sanal dünya). İnsanlar bizim gibi dışarıdan değil bir nevi sanal dünyaya girerek internet ortamında dolaşıyor. Konusu ne kadar sıradan gelse de işlenişi tahmin bile edemeyeceğiniz türden. Anlatmak istediğini sıradışı bir dille ve seyirciden anlamak için çabalamasını bekleyerek anlatıyor. Anime, düşünce akışının takibi açısından, tamamen anlaşılması en zor yapıtlardan biridir. Bu anime sabır gerektiren bir uğraş. Kendinizi tamamen vererek izlemelisiniz. Buna rağmen ilk bölümlerde kafanız baya karışacaktır bu normal, fakat son bölümlere doğru konuyu kavrıyorsunuz ama hala anlayamadığınız şeyler olacaktır. Gerçi Lain'in kendisi bile çözememiş biz nasıl çözelim. Yayın tarihinin üzerinden bu kadar yıl geçmesine rağmen, hala farklı yorumlanan ayrıntılar ve kesin cevaba ulaşamamış sorular mevcuttur. Serial Experiments Lain, kendisini izleyicilerine defalarca kez tekrar ettirmiş ve üzerlerinde çok önemli etkiler yaratmıştır.

Açılış şarkısı "Boa- Duvet" çok güzeldir <3

Çizimleri oldukça ayrıntısızdır. Sadece odaklanılması gereken yerler çizilmiş. Anime içinde güzel diyaloglar bulunmaktadır. "Bir insanı kimse hatırlamıyorsa o insan gerçekten yaşamış mıdır?" gibi son derece felsefik bir içerik seri boyunca detaylıca işleniyor. Ağır temposu ve bu içeriği sayesinde insanları ikiye ayıran Lain hayatınıza yepyeni bir deneyim niteliğinde.

 

Sonuç olarak, hatlardan gelen seslerden, gölgelerdeki renklendirmelere, trafik ışıklarından, Lain’ın masumiyet simgesi ayı kostümlü pijamasına kadar, her karede binlerce gizlenmiş ayrıntı, Lain’i izlerken bulmaca zevki veriyor insana.

 

 

______________________________________________________

cr: animeler.net; 22dakika.org; turkanime.co; anime-inceleme.com


28 Eylül 2023 Perşembe

Tokyo Magnitude 8.0



Tür: Dram, Felaket


Bölüm: 11


Yıl: 2009
 
 
Konusu:
Tokyo Magnitude 8.0, Tokyo'da 8.0 şiddetinde bir deprem olması durumunda ne gibi bir ortamın oluşacağını gözler önüne seriyor ve bize animeyi küçük iki kardeşin açısından izletiyor.
Altıncı sınıf öğrencisi Mirai ve üçüncü sınıf öğrencisi Yuuki kardeştirler. Mirai, daha çok küçük yaşta olmasına rağmen hayattan bıkmış, usanmış ve hiçbir şeyden mutlu olmayan, her şeyden şikayet eden, somurtkan bir kızdır. Annesi ve babasının sürekli işleriyle meşgul olması ve kendisinin de devamlı küçük kardeşi Yuuki'den sorumlu olması vs. gibi durumlar Mirai'yi sıkan durumlardan bazıları. Yaz tatili geldiğinde Mirai'nin küçük kardeşi Yuuki, Tokyo’ya bağlı yapay Odaiba adasındaki robot sergisine gitmek ister. Hem babası hem de annesi çalışmak zorunda olduğundan Yuuki’yi pek istekli olmasa da ablası Mirai sergiye götürür. Sergide Yuuki çok eğlense de, Mirai’ın pek iyi vakit geçirdiği söylenemez. Sergi çıkışı Yuuki tuvalete gitmesi gerektiğini söyler ve Mirai de onu dışarıda bekler. İşte tam o an beklenmedik bir şey olur ve tam 8.0 büyüklüğünde bir deprem meydana gelir. Binaların çökmesini ve yerin çatlamasını korku ile izleyen Mirai, deprem bittikten sonra kardeşi Yuuki’yi aramak için çökmek üzere olan binanın içine girer. Burada daha önce de karşılaştığı ve bir motosikletli kurye olan Mari ile karşılaşır. Mirai ve Mari, Yuuki’yi binadan çıkarır ve evlerine beraber geri donmeye karar verirler. Çünkü hem Mirai ile Yuuki’nin hem de Mari’nin evi aynı istikamettedir. Tabi evlerine ulaşmaları o kadar kolay değildir. Çünkü doğal olarak metrolar, otobüsler, kısacası hiçbir şey çalışmamaktadır. Hayat bir anda felç olmuştur ve tek gidiş yolu yaya olarak enkazların arasından geçmektir.

 

 

Tokyo Magnitude 8.0’ın konusu aslında oldukça basit ama işlenişi çok iyi ve oldukça gerçekçi. Mirai ve Yuuki ebeveynleri için endişe duyarken Mari de daha dört yaşında olan kızı ve annesi için endişelenmektedir. Bir yandan aileleri acaba yaşıyorlar mı, iyiler mi psikolojinde ve duygu dengesizlikleriyle evlerine gitmeye çalışırlarken bir yandan da artçı depremlerle ve yemek, sığınak gibi ihtiyaçlarla baş etmeye çalışırlar. Ortada öyle bir tablo vardır ki, her taraf neredeyse enkaz olmuştur ve ölü sayısı sürekli artmaktadır. Hayatlarında ceset görmemiş iki küçük çocuk eve gitme yolunda onlarca cesetle karşılaşmaktadırlar. Mari ise hem çocukları teselli etmeye çalışırken, bir yandan da kendi çocuğunun akıbetini merak etmektedir. Bir depremzedenin gözünden olayları izliyorsunuz ve senaryo akışı ile atmosfer öyle iyi ki kapılmamak elde değil.

Görsel olarak da anime oldukça kaliteli ve deprem sahneleri bir hayli etkileyici. Elbette ölen insanlar, kan gibi şeyler ekrana fazla yansıtılmıyor ama kurgu ve atmosfer öyle iyi ki bunlara gerek kalmıyor ve kendinizi gerçekten oradaymış gibi hissediyorsunuz. İnsanların yaralarını sarma ve hayatta kalma çabaları yetiyor da artıyor.

11 bölüm gerek konusu gerekse karakterlerin yaşadıkları bakımından yeterli olmuş bence. Sonuçta kimse dünyayı kurtarmıyor, üstün maceralar, dövüşler yaşanmıyor. Üç depremzedenin Odaiba adasından evlerine gitmeye çalışmalarını ve yaşadıkları dramı büyük bir hayranlık ve içtenlikle izliyoruz. Bölümler o kadar akıcı ilerliyor ki ben bir oturuşta tüm bölümleri izledim ve bitirdim mesela.

Animede karakterlerin ruh halleri ve davranışları izleyiciye çok iyi aktarılmış. Karakterler size öyle güzel tanıtılıyor ki bu kısa seride dahi sanki onları gerçekten de tanıyormuşsunuz hissi uyandırıyor. İnsanlık duygularının mükemmel bir biçimde işlendiği ve izlerken gerçek insanlığı görebileceğiniz bir anime. Dram açısından baya başarılı bir yapım olmuş. Özellikle son bölümleri izlerken yanınızda bir mendil bulundurmanız yararınıza olacaktır diye düşünüyorum, şahsen ben hüngür hüngür ağladım da.

 

Tokyo Magnitude 8.0’ı izlemenizi öneririm. Bu denli gerçekçi, dram ağırlıklı ve yaşanmış veya yaşanması muhtemel bir olayı anlatan çok güzel bir anime.

 

 

___________________________________________

cr: anime-inceleme.com; tsubasaugur.blogspot.com

8 Temmuz 2023 Cumartesi

Fooly Cooly





Tür: Aksiyon, Komedi, Dram, Mecha, Bilim Kurgu, Sürrealizm
 


Sezon 1
Bölüm: 6
Yıl: 2000 - 2001
 


Sezon 2: FLCL Progressive
Bölüm: 6
Yıl: 2018
 


Sezon 3: FLCL Alternative
Bölüm: 6
Yıl: 2018
 
 





Konusu:
Bu tarz absürt animelerin en zor kısmı da konusunu anlatmaktır, insan nasıl anlatacağını bilemiyor cidden, söylediğin her şey spoiler olabilecek tehlikede, üstelik baya karmaşık bir anime. Özellikle de bu anime nasıl anlatılır hiçbir firkim yok, 3 sezon olduğu için bütün sezonları da kapsayan çok genel bir açıklama yapmaya çalışacağım konusuyla ilgili. Her sezonun konusunu tek tek ve detaylı anlatırsak içinden çıkamayız.
 
Hikaye Haruhara Haruko isimli pembe saçlı manyak bir kadının üzerine kurulu, ancak olaylar farklı kişilerin çevresinde gelişiyor her sezon.
Konusunu ilk sezonu ele alarak anlatırsak...
 
Nandaba Naota kendi halinde babası ve dedesiyle normal bir yaşam sürdüren 12 yaşında bir çocuktur. Naota'nın pek de sıradan olmayan sıradan hayatı, Haruhara Haruko'nun yoldan geçmekte olan Naota'nın kafasına bas gitarı ile vurması ile değişir. Darbenin etkisi ile Naota'nın kafasında içerisinden garip nesne ve varlıkların çıktığı bir şişlik oluşur. Ardından, yalnızca Naota ve ailesini değil aynı zamanda tüm evreni ilgilendiren tuhaf olaylar serisi başlar.
Aynı olay 2. sezonda Hidomi Hibajiri ve 3. sezonda Kana Koumoto karaktereriyle devam ediyor. Her sezon aynı şey mi oluyor diye düşünmeyin, ana konu aynı olsa da her sezon farklı kişiler, farklı hayatlar ve farklı hikayelerle birbirinden farklı 3 anime gibi sanki.
Yetersiz bir konu açıklaması gibi gözükebilir ama ben böyle uygun gördüm. 

 



 Konusu hakkında az çok fikir edindiyseniz anime hakkında biraz konuşalım.

FLCL ne konu olarak ne de karakterler açısından size kesin olarak hiçbir bilgi vermiyor, ilk bakışta ergenliğe girmiş birkaç gencin geçirdiği sorunları anlatıyor gibi görünse de, bölümler ilerledikçe hikaye derinleşiyor, olaylar gelişiyor. "6 bölümlük seride hikaye ne kadar derinleşebilir?" diye düşünebilirsiniz, fakat FLCL'de öyle bir tempo var ki, hikaye öyle bir hızla gelişiyor ki, "vay be" diyor insan. Her sezonda 6 bölüme dünyaları sığdırmışlar. Ancak 100 bölümlük hikayeyi 6 bölüme sığdırmaya çalıştıkları için animeyi takip edebilmeniz oldukça zor olabilir. Animeyi ilk defa izlemeye başladığınızda hiçbir şey anlamıyorsunuz. Sadece sürekli bir şeyler oluyor ve animenin hızına yetişip tarzına alışıp konuyu anlamaya başladığınızda anime bitmiş oluyor. Konusu oldukça karmaşık bir şekilde anlatıldığı için son bölümlerinde anca anlıyorsunuz.  FLCL'de bir sürü sembolizm var ama çoğunu tespit etmek zor. İlk bakışta saçma gereksiz şeyler oluyor gibi gelse de ciddi olarak kaleme alınmış bir anime. Aslında genel bir bakışla sembolik olarak, olgunlaşmayı (cinsel ve mental olarak), sisteme karşı çıkmayı ve birey olmayı anlatan bir hikayesi var diyebiliriz ama görmesi zor. Animenin tek kötü yanı konunun ilk izlemede tam olarak anlaşılamaması, çünkü çok karışık ve gelişen bazı olaylara anlam vermek zor, kesin olan bir şey seriyi anlamak için 1 kez izlemek yetmiyor, ama zaten böyle aşmış bir animeyi bir kere izlemek yetmeyecektir kimseye.

Anime sizi o maceradan bu maceraya sürükleyip duruyor. Aksiyon sahneleri gerçekten çok yaratıcı. İnsan hayal gücünün sınır tanıyamadığını işte o zaman anlıyorsunuz.

FLCL'nin en öne çıkan yanı animasyon kalitesi. özellikle robot savaşları ve çatışma sahnelerindeki akıcılık ve patlamalar göz dolduran, alkış tutturan cinsten. Ayrıca seri boyunca değişik animasyon teknikleri de seyircinin beğenisine sunuluyor, olaya bambaşka bir tat katıyor. Bazen manga tarzına geçilip olaylar kare kare aktarılıyor, bazen iki boyuttan üç boyuta geçilip seyircinin aklı başından alınıyor, bazen de south park stiline geçiyor.

Bu anime tek kelime ile ifade edilemeyeceklerden... ilginç, farklı, komik, eleştirsel, hızlı, aksiyon dolu, az biraz dramatik... kısaca, diğer anime standartlarının çok dışında, hatta kendi sınırlarını belirleyen çılgın bir çalışma FLCL.

 

FLCL bana göre insanların ya çok seveceği ya da hiç sevmeyeceği bir anime. Çünkü şimdiye kadar yapılmış en absürt anime ünvanına sahip.

Bu yüzden absürt şeyler sevmeyenler için çok saçma, gereksiz ve vakit kaybı gibi gelebilir, ama absürt şeylerin hastası olanlar için efsane bir yapım, ki absürtlük sevenler için bile izlemesi zor bir anime olduğunu kabul etmek lazım.

Kafanızı dağıtıp bir süreliğine bu hayattan ışınlanmak istiyor ve kafanızdan çıkan sivilcelerin dev robotlara dönüşmesini bile normal karşılayabileceğinize inanıyorsanız bu anime tam size göre ^^

 

 

__________________________________________________

Kaynak: anime.gen.tr; wordpress.com-rosstallica; eksisozluk

Gin no Saji (Silver Spoon)


Tür: Komedi, Okul, Hayattan Kesitler, Shounen
 
Sezon 1
Bölüm: 11
Yıl: 2013
 
Sezon 2
Bölüm: 11
Yıl: 2014
 
 
Konusu:
Gin no Saji, İngilizce adıyla Silver Spoon, kelime anlamı “Gümüş Kaşık” yan anlam olarak “Aileden kalan miras/servet” demek.
Seride olaylar ana karakter Hachiken Yuugo'nun etrafında dönüyor.
Aile sorunları olan Hachiken, ortaokulu bitirdikten sonra, ailesinden uzaklaşmak istediği için evinden uzak ve yurtta kalabileceği bir liseye yazılmak ister. “İyi bir lise” kazanma uğruna yaşadığı aile baskısı onu farklı noktalara sürüklemiştir. Lise sınavında yaşadığı başarısızlık üstüne rehber öğretmeninin yönlendirmesiyle, hiç düşünmeden Oezo Tarım Meslek Lisesi’ne yazılır. Bu okul tarım ve hayvancılık üzerinedir ve öğrencilerinin birçoğu çiftçi çocuklarıdır. Okulda sebze nasıl yetiştirilirden tutun, atların, ineklerin veya tavukların bakımı nasıl yapılır, anatomileri, sağlıklı gıda nasıl üretilir, besinlere konulan ek maddeler, veterinerlik, kısacası tarım ve hayvanlarla ilgili ne varsa onlar öğretilmektedir. Elbette kimya, matematik gibi dersler de vardır ama onlar ikinci plandadır.
Hachiken’in diğer öğrencilere nazaran derslerle arası çok daha iyidir ve okul birinciliğini hedefler. Okula ilk geldiğinde sınıf arkadaşlarının tabiri caizse ahmak olduğunu ve sınavlarda birinci olup iyi bir üniversiteye gidebileceğini düşünen Hachiken, zamanla hayatta her şeyin sınavlarda yüksek not almaktan ibaret olmadığını fark eder. Ayrıca diğer öğrencilerin tarım ve hayvanlar hakkındaki bilgisi kendisini hiçbir şey bilmiyormuş gibi hissetmesine de neden olur. Öte yandan kasabalardaki çiftçi ailelerin çocuklarından oluşan sınıf arkadaşlarının aile işini devam ettirmek gibi bir hedefi var iken, kendisinin bir hedefi olmadığının da farkına varır.
Seri bir yandan çiftçiliğin ve tarım hayatının nasıl olduğunu gözler önüne sererken diğer yandan bu işle uğraşan ailelerin yaşadığı zorluklara ve sıkıntılara da perde aralıyor.
İlk etapta şehirli bir çocuk olan Hachiken buradaki yaşama uyum sağlamakta zorlanır. Aileden kaçış yolu olarak gördüğü bu yatılı okul, ona vizyon katan bir yuva haline gelir. Sahip olacağı dostluklar ve edineceği tecrübeler ona yeni bir yol haritası sağlayacaktır.

 

 

İlk olarak neden illa liseli olmak zorundalar ben onu anlayamıyorum. Bence buraya üniversite daha çok uyardı, hatta izlerken de hep üniversiteliler diye kaptırdım kendimi ama zaman zaman liseli oldularını fark etmem "neden" dedirtti bana hep. Böyle lise mi olur allah aşkına -.- Neden üniversite değil de lise hala sorguluyorum mesela.

Herneyse, bunu bir kenara bırakırsak, diğer animelerle kıyaslayınca konu olarak baya farklı bir seri.

Hayvan sömürüsünün kan dondurucu gerçekliğini tam olarak olmasa da güzel sermişler gözler önüne. Hayvansal gıdaların soframıza gelmeden önce geçilen etaplar gösterilmiş, tabii animede gördüklerimiz kötünün iyisi. Güzel mesajlar veriyorlar iyi hoş da, sonunda yalan ediyorlar o mesajları, ne anladım ben bu işten. Sanki etten başka yiyecek yemek yokmuş gibi... Animede de tam olarak bunu diyor zaten biri. Tarımla uğraşıyorsunuz ulan, ne demek yiyecek başka bir şeyin olmadığından bunu yapmak zorundasın?! Siz ilk insan çağında mı yaşıyorsunuz da hayvan etinden başka yiyecek yemeğiniz yok?! Ekin, buğday, bakliyat, sebze başka gezegende mi yetiştiriliyor?!

Ayrıca karakterimizin yumurtanın nereden çıktığının kafasına yeni dank etmesi beni şaşırttı açıkcası. Hem madem o kadar tiksindin yumurtadan da etten de yemek zorunda değilsin ki -.- Neden bunları yemek gibi bir zorunluluğumuz varmış hissi verilmiş anlamadım. Pilavın üstüne yumurta kırmadan, et yığmadan yiyilmiyormuş gibi davranmaları çok saçma. Pilavı sade de yiyebilirsin, hadi sade yiyemiyorsun diyelim, başka birsürü alternatif var, ilki fasulye (kurufasulye pilavı japonlar nasıl keşfetsin bu kafayla :D), sonra değişik sebzeler, mantarlar vs.

Aslında evet, güzel mesajlar veriyor, ve sonunda bu mesajları yalan ediyorlar dedim ama aslında bunu da bir mesaj olarak algılıyorum nedense. Eti sadece tadı güzel diye tükettiğimiz gerçeğini yüzümüze şiddetli bir şekilde çarpıyor bu anime. Hayvanların sömürülmesinden, onları çok sevmesine rağmen acımasızca kesip etini yiyiyor olmasından bu kadar rahatsız olan, bu kadar üzülen kişi onca sorgulamanın, direnmenin sonunda bir lokma et yedikten sonra lezzetine tapıp her şeyi unutması saçmalığı başka türlü açıklanamaz.

Arkadaşımız bunu sorgularken de etrafındakiler sanki yanlış bir şeymiş gibi "senin yüzünden et yiyemezsek suçlusu sensin" demesi peki?! Yeme amk, zorunda değilsin, bu yanlış bir şey değil. Resmen et yemeyi normalleştirmektir, zorululaştırmaktır bu. Proteinler kimsenin umrunda değil, sadece ama sadece lezzetli geldiği için hayvanları sömürüp etini yiyoruz. Çünkü proteinleri başka besinlerden de alabilirsin ona kalırsa. Ki zaten hayvan etinden elde ettiğimiz protein sadece 4%. Sadece 4%! Sebzeler ve mantarlar yiyerek daha fazlasına bile erişebiliriz, ama öyle sadece domates biberle olacak şey değil tabii, çok daha geniş ve zengin bir alan olduğundan sofranda çeşitlilik gösterdiğin ve bol tuttuğun sürece gerekli her şeyi alabilirsin.

Mesela bir örnek; Shiitake Mantarının bir gramında 0.32-0.65 mg B12 bulunur. Yani 100 gram tüketilmesiyle neredeyse bir aylık B12 ihtiyacı karşılanabilir. 100 gr et ise en fazla bir günlük B12 ihtiyacını karşılayabilir. Ama etin tadı acayip güzel be kanka, naaparsın -.- kendi damak tadımızın zevki için hayvan sömürmek normal olmalı bu yüzden, dimi?!!!!!

Herneyse.

Genel olarak güzel, bilgilendirici bir anime, içinde yararlı bilgiler de var, öğretici bir anime olduğu için hoşuma gitti. Aile sorunları, önyargılar, emekler, fedakarlıklar, sorumluluklar da güzel anlatılmış. Ve ayrıca gerçekçi de. Her zaman her şey mucizelerle sonuçlanmıyor, ha diyince olmuyor her şey, çok hayattan geldi bana. Finalinde yarım kalmışlık hissi var, daha uzun sürebilirmiş hissi var ama devam etseydi olay mucizelere giderdi bence, yani bir yandan da bu final iyi olmuş dedirtti bana. Çünkü mucizelerle bir şekilde bir sonuca varılıp biteceğine belirli bir sonuca varmadan herkesin bir yola girmesi daha hayattan yapıyor animeyi. Herkes gibi onların da hayatı devam ediyor işte.

Ben izlemenizi öneririm. 

 

 

________________________________________

Kaynak: birdizihaber.com; anime-inceleme.com

Kamisama Hajimemashita


Tür: Komedi, Şeytanlar, Doğaüstü Güçler, Romantik, Fantastik, Shoujo
 
Sezon 1
Bölüm: 13 + 2sp
Yıl: 2012
 
Sezon 2
Bölüm: 12 + 4 OVA + 1 special
Yıl: 2015
 
 
Konusu:
Momozono Nanami'nin babası borçlarını arkasında bırakarak evden kaçar. Eve gelen icra memurları Nanami’yi eşyaları ile kapı önüne atar. Gidecek yeri ve kimsesi olmayan Nanami, parkta otururken köpek tarafından kovalanan ağaca tünemiş bir adam görür. Ona yardım edip köpeği kovar. Adam Nanami’nin evsiz kaldığını öğrenince karşılık olarak ona kendi evinde kalabileceğini söyler ve Nanami'yi anlından öper. Kandırılma riskini göze alarak adamın tarif ettiği yere giden Nanami evi bulduğunda aslında kırık dökük perili bir tapınak olduğunu fark eder. Nanami’nin anlına kondurulan öpücük aslında bir kontratdır, yani tanrılık mührüdür ve bu sayede Nanami Mikage tapınağının tanrısı olmuştur.
Tapınağın hizmetkarı olan tilki ruhu Tomoe tapınağın tanrısına sonsuz itaat eder ve korur. Güçlüdür, yemek yapmada çok iyidir, temizlik yapar ve her şartta önce tanrısını düşünür. Nanami'nin varlığından rahatsız olan Tomoe, bu nereden geldiği belli olmayan kızı istemez. Fakat Nanami'nin ona ihtiyacı vardır ve onu kendi hizmetkarı yapmak zorundadır, bunun için ise Tomoe ile anlaşma yapmalıdır, fakat anlaşma eğer birbirleriyle öpüşürlerse gerçekleşecektir! 

 

 

Kısaca anime Nanami'nin tilki ruhlu yardımcısı Tomoe ile olan maceralarını ve zamanla birbirlerine aşık olmasını anlatıyor. Bu anime (ve manga) shoujo’lar arasında en iyisi ve en popülerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Gerek yaşadıkları maceralar, Tomoe’nin sahiplenici erkek duruşu, gerekse Nanami’nin o güzel yüreği, her şeyiyle kendine bağlayan bir anime. Ayrıca romantizm dışında bir de bolca güldürüyor ve eğlendiriyor,

Romantizmi ve komediyi o kadar güzel işlemişler ki, sadece bunun için bile izlenebilir.

Erkeklerin de ilgisini çekse de, özellikle genç kızlara yöneliktir. Hele o Tomoe yok mu, o Tomoe. Şunu söyleyebilirim ki, ”Tomoe’ye aşık olacaksınız!” :D Bu animeyi izleyip de Tomoe'ye kalbini kaptırmayan kız görmedim hiç :D

Shoujo sever olup bu animeyi izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama kesinlikle herkese tavsiye ederim. Ben bile pek shoujo delisi olmayan biri olarak çok sevdim. Çünkü aynı zamanda heyecanlıydı, bir olayı vardı, sırf romantizm de değildi yani sadece. Bide seviyeli bir romantizmi var.

Bence Tomoe ile Nanami’nin maceralarını izlemeden geçmeyin! 

 

 

___________________________________

Kaynak: anime-inceleme.com; figurex.net

Hellsing + Hellsing Ultimate


Tür: Aksiyon, Korku, Doğaüstü Güçler, Vampir, Seinen


Bölüm: 13


Yıl: 2001 - 2002
 
 
  • OVA serisi: Hellsing Ultimate - 10 Bölüm (2006 - 2012)
 


  • Special serisi Hellsing: The Dawn - 3 Bölüm (2011 - 2012)
 
 
 
Konusu:
İngiltere’de kraliçe adına çalışan Helsing ailesi yüzyıllardır vampirleri avlayan, daha doğrusu insanlığa karşı olan karanlık güçlerin karşısında olan protestan bir ailedir.
Bir gün Cheddar adlı bir köyde insanlar geceleri kaybolmaktadır ve olayları araştıran polislerin de çabası nafiledir çünkü işin arkasında vampir bir rahip vardır. İşin içinde bir vampir olunca olay yerine Hellsing teşkilatı girer. Teşkilatın patronu Bayan Sör Integra Fairbrook Wingates Hellsing, olay yerine en iyi adamını ve gizli silahını yollar. Yolladığı kişi nesillerdir Hellsing ailesine hizmet eden Vampir Alucard’tır. Hellsing ailesinin en büyük kozu olan Alucard vampirleri öldüren ölümsüz bir vampirdir ve kendi kişisel sebeplerinden ötürü Hellsing, doğal olarak insanlar için çalışmaktadır. Olay yerinde önceden gönderilen polis birliğinin tek sağ kalan üyesi acemi polis memuru Seras Victoria vardır ve ölüm döşeğindedir. Ona ölmek üzere olduğunu söyleyen Alucard, Seras'a iki seçenek sunar: Ya orada ölecektir, ya da Alucard'ın kanını içerek yeniden doğacaktır. Seras ikincisini seçer. Artık Seras da bir vampir olarak Hellsing teşkilatına katılmıştır.
Araştırmaları esnasında yeni bir tür vampir ile karşılaşırlar. Ortalıkta “çakma” olarak nitelendirebileceğimiz bu yeni tür vampirler doğuştan ya da bir vampir ısırığı ile değil yapay yollarla oluşmuştur ve onlar hakkındaki tek kelime “Millenium” adlı kelimedir.
Hellsing Teşkilatı bir yandan sonradan olma vampirlerle uğraşırken bir yandan da teşkilata sürekli çamur atmaya çalışan Vatikan teşkilatı olan Iskariot ve adamları ile uğraşmaktadır. Protestan olmaları ve de ekiplerinde vampir bulundurmalarından dolayı Vatikan ile araları oldukça kötüdür, hatta yer yer çatısmaya kadar gitmektedir.

 

 

 

Hellsing:

2001 yılında çıkmış vampir temalı bir anime serisi.

Hellsing serisinin alternatif anlatımı olan Hellsing Ultimate adlı OVAları vardır.

 

 

Hellsing Ultimate:

Hellsing serisinin alternatif versiyonu olan Hellsing Ultimate 2006 ile 2012 yılları arasında çıkan 10 bölümlük bir OVA serisidir. 2006 yılında yayınlanmaya başlamış ve her yıl ya 1 bölüm ya da 2 bölüm yayınlandığı için 2012 yılında bitmiştir. Yaklaşık 40 – 50 dakika süren bölümlerin yönetmenleri ve stüdyoları, yapımın tamamlanması dört yıl sürdüğünden üç kez değişmiştir.

OVA serisi ilk seri ile paralel giderek başlıyor, bir yere kadar anime ile aynı ilerliyor ve mangasına sadık kalarak devam ediyor. Bu yüzden de her ne kadar OVA serisi de olsa ayrı bir sezon gibidir diyebiliriz, ayrıca orjinal sezondan daha çok ilgi gördüğü de kesin.

OVA serisinin mangasına sadık kalmasının dışında anime serisi ile en büyük farkı çizimler oluşturuyor. Hellsing Ultimate serisi ilk seri ile karşılaştırılınca çok daha ayrıntılı, detaylı ve kanlı olarak karşımıza çıkıyor. Çizimler bakımından hiçbir kısıtlamaya, sansüre gidilmemiş. Barındırdığı şiddet, kopan uzuvlar, ortaya çıkan kemikler, havalara uçuşan kelleler, kan, kan ve daha çok kan ile gerilim ve aksiyon havasını başarı ile yansıtıyor. Serinin seinen altyapısı hikayesindeki olgunluktan ziyade, kanlı sahneler dolduruyor. Sansürsüz sahneler çoğu izleyiciye rahatsız edici gelebilir. Kopan uzuvlar ve bol kanın yanı sıra çeşitli işkence sahneleri de söz konusu. Hellsing ile açıkçası şiddete doyuyorsunuz. Katliamlar, Alucard’ın düşmanlarına korku salması, başarılı dövüşler ve Anderson ile animenin temposu genelde hep yüksek. Çılgın rahibimiz Anderson olsun, Uşak Walter, Bernadotte, Integra ve tabii ki Alucard gibi karakterlerle de güçlü bir kadroya sahip.

Karakterlere gelecek olursak; serinin başkarakteri vampir Alucard tam bir cani, ve çok büyük güçlere sahip. Kendisi öldürmeyi çok sever ve özellikle silahlarını kullanmayı her daim tercih eder. Alucard farklı bir karakter ve kana susamışlığını hemen çözebiliyorsunuz. Bence baya korkunç bir karakter, çünkü ne düşündüğünü asla kestiremiyorsun, sonuçta bir vampir ve insanlar için çalışıyor ama kanı, katliamı ve öldürmeyi de çok seviyor ve kendi türünü öldürüyor. Biraz tehlikeli bir durum gibi hissettirdi bana. Bu yüzden Alucard'a güvenmek konusunda sürekli bir zorluk yaşadım ama yine de bu karakteri izlemesi çok zevkliydi, çünkü adamın karizması yakıyor ve yarattığı hava efsane resmen. Aslında belki de bu güvensiz karakteri insanları en çok etkileyen şeydir, ve tabii aşırı güçlü olması. Müthiş bir gücü var  ve onun ölümsüzlüğünün sınırı bile yok. Özellikle dövüş sahneleriyle animeyi coşturuyor. Ayrıca Alucard sahnede her görüldüğünde acaba ne diyecek ne yapacak diye merak uyandırıyor. Anime dünyasındaki en karizma karakterlerden biri kesinlikle. Kısacası sadece Alucard için bile izlenir bu anime, öyle bir karakter işte. Ayrıca Alucard’ın ismini tersten okuyunca Dracula ismi oluşuyor ^^.

Bir diğer başkarakter de Lady Integra Hellsing. Kendisi babası öldükten sonra teşkilatın başına geçmiştir. Kadın olmasına karşın oldukça sert ve taviz vermez bir kişiliğe sahip ve Alucard’ın efendisidir. Alucard gibi güçlü, istese bütün insanlığı yok edebilecek bir karakterin onun emirlerine uyması ve gerektiğinde boyun eğmesi bile çok etkileyici bir karakter yapıyor Integra'yı.

Ve gelelim diğer başkaraktere: Seras Victoria. Bana göre serinin en kötü yanlarından biri bu karakter. Çünkü çok boş biri. Etrafta Alucard’ın peşinde efendim diye gezinen, zora geldi mi doğru dürüst silah bile kullanamayan bir karakter. Özellikle diğer iki ana karakterin yanında çok sönük kalıyor. Hiçbir özelliği yok ama Alucard’tan bile daha çok ön planda. Serideki tüm olan biten ilgisi olmasa da hep onun üzerine yıkılmış. Olmasa da olurmuş dediğimiz bir karakter.

Animenin başka bir eksi yanı ise finali. Birçok soruyu yanıtsız bırakıyor.

Bunun dışında Hellsing Ultimate çizimleri ve başarılı gerilim sahneleriyle de türlerinin alternatif yapımları arasından sıyrılıyor. Zaten 2001 yapımından daha fazla beğenilmesinin en büyük etkeni de bu. Bir diğeri ise manga hikayesine daha paralel gidiyor oluşu.

Animenin herhangi bir açılışı veya kapanışı yok ama bölümler esnasında çalan müzikler ortamı gayet iyi tamamlıyor. 2001 yapımı serideki çoğu seslendirmecisini de korumuş. Alucard yine tok ve karizmatik sesiyle karşımıza çıkıyor. Yani anlayacağınız teknik yönden animenin bir kusuru yok.

Hikaye genel olarak başarılı, sağlam da bir içeriği var ama animenin asıl olayı korku, gerilim ve aksiyon üzerine kurulu.

 

Son olarak:

Vampir temalı olsa da sıradan vampirli şeyler gibi değil, daha farklı bir havası var.

İlk seri olan Hellsing'in hikaye anlatımı ve hikayenin detayları daha iyi bence, ama olaylar, savaşlar ve karakterler biraz yetersiz anlatılmış. Hellsing Ultimate'in ilk bölümleri ise ilk sezonun özeti ve hikayesi konusunda daha az detaylı olduğu için bazı konuda eksik ve yarım, ama bi yandan da ilk sezondaki gereksiz detaylar yok. Başka düşmanlar çıkıyor ve ilerleyen bölümlerde asıl ana konuya gelince enteresan bir hal alıyor ve ortaya efsane bir iş çıkıyor. Karakterler, savaş sahneleri, olaylar harika olmuş.

Yazdığım gibi, Hellsing Ultimate bölümlerinin süresi normal anime bölümlerine göre baya uzun, 45-55 dk arası ve final bölümü ise 1 saat 7 dk.

Animeyi önerir miyim? Kesinlikle. Çünkü barındırdığı atmosferi kolay kolay başka animlerde göremezsiniz. Siz de aksiyon ve bol kanlı sahneler izlemek istiyorsanız mutlaka izlemelisiniz. Hatta dediğim gibi sadece Alucard için bile izlenir.

 

 

____________________________________________________

Kaynak: turkanime.net; anime-inceleme.com; birdizihaber.com

Charlotte


Tür: Dram, Okul, Süper Güçler


Bölüm: 13 + 1 OVA


Yıl: 2015
 
 
Konusu:
Hikaye ergenlik dönemindeki kızların ve erkeklerin küçük bir kısmında ortaya çıkan özel yetenekleri konu alıyor.
Ana karakterimiz Yuu Otosaka'nın da özel bir yeteneği vardır. Diğer insanların bedenini 5 saniyeliğine ele geçirme yeteneği olan Yuu bu yenetiğini -kopya çekmek gibi- kendi çıkarları için kullanıyordur. Bu sayede, gitmek istediği en iyi okula hiç çalışmadan girebilmiştir.
Yuu, bu süper güç sadece kendisine ait sanıyordur fakat zannettiği gibi sadece kendisinin böyle anormal bir gücü yok. Ergenlik dönemine girmiş birkaç kişide bulunan bu güçler herkeste farklılık göstermekte.
Birgün Yuu Nao Tomori adlı bir kızla karşılaşır. Bu karşılaşmanın sonucunda özel güç kullanan birçok genç olduğunu öğrenir. Tomori, bu insanları bulmak için Yuu’dan yardım isteyecektir. Çünkü böyle güçleri olan gençleri toplayan ve üzerinde deneyler yapan gizemli bir grup vardır ve hepsinin hayatı tehlikededir. Biraz tehditle ve zorlamayla da olsa Yuu’yu gücünü kendi çıkarları için kullanmamaya ikna eden Nao, aynı zamanda onu kendi okuluna transfer ettirerek yeni özel gücü olan çocukları bulma görevinde beraber çalışmaya da ikna eder. Kardeşi Ayumi ile birlikte Nao’nun okuluna transfer olan Yuu’nun hem kendisiyle hem de bu özel güçler ile ilgili bir çok soruya bulacağı cevaplar ise serimizin asıl konusu.

 

 

Seride farklı özel güçlere sahip olan gençleri keşfedip onların mücadesini izliyoruz ve asıl olarak ana karakterimiz Yuu ve onun geçirdiği değişime tanık oluyoruz. Anime bunu gayet güzel bir şekilde yapıyor. Fakat olaylar sadece yeteneklileri bulmakla geçmiyor… İlerleyen bölümlerde işler dallanıp budaklanıyor. Seri yarısından sonra beklenmedik bir şekilde yön değiştiriyor. Animenin ilk yarısı ile ikinci yarısını birbirinden çok farklı olmuş.

İlk bölümler basit ilerlediği ve biraz kendini tekrarladığı için sıkılabilirsiniz ama hemen bırakmayın, çünkü gerekli bütün karakterleri tanıyınca ve ana konuya girince anime bambaşka bir hal alıyor, resmen şaha kalkıyor. Başlardaki sıradan bölümlerden sonra şaşırtıcı olay örgüsü ve heyecanlı bölümler sizi mest edecek. İzlerken ters köşe'lere doyamayacaksınız. Aslında animenin en güzel yanı da bu. Ters köşe'leriyle sizi etkilemeyi ve içinde tutmayı çok iyi başarıyor.

Animede güzel olan başka bir şeye değinmek gerekse: Güç sahibi olanların hepsinin bir dezavantajı var. Mesela Yuu, başkasının vücudunu kontrol ederken kendi bedeni uykuya yatıyor ve bu gücü sadece 5 saniye sürebiliyor. Nao sadece tek bir kişiye görünmez olabiliyor. Böylece karakterlerin aşırı güçlü/uçuk olması engellenmiş.

Bana göre başka bir güzel yanı ise: Çok fazla aşk meşk yok. Arkadaşlık, aile gibi olgulara daha çok önem veriyor bu anime. Günümüzdeki çoğu seride gördüğümüz, özellikle lisede geçen animelerde (yani %95'inde) bütün kızların tek bir erkeğe aşık olduğu veya tüm erkeklerin sapık sapık gezdiği, ya da vıcık vıcık aşk hikayesine dönen serilerle kıyaslayınca Charlotte bu yanıyla benden olumu tepkiler aldı. Hem bu sayede konuya daha bağlı kalmış ve bizim konuya odaklanmamız da daha iyi sağlanıyor bence. Araya güçlü bir aşk hikayesi girseydi asıl temadan sapardı ve bence bu haliyle olduğu kadar etkileyici olmazdı.

Anime özellikle sonlara doğru baya garip bir hal alıyor ama finali ile her şeyi toplarlıyorlar. Güzel bir hikayesi ve tatmin edici bir finali var.

Kısacası beni baya etkileyen bir anime ve kesinlikle izlenmeyi hak ediyor. Bölümler de az olduğu ve olayları çok uzatmadıkları için tam kıvamda diyebiliriz. Oldukça güzel işlenmiş ve eğlenceli. Duyguları güzelce aktardıklarını söyleyebilirim. Hem ergenlerin hem de genç yetişkinlerin keyifle izleyebileceği bir anime.

 

____________________

Kaynak: birdizihaber.com; 22dk.org

Tokyo Ravens

  Tür: Shounen, Süper Güçler, Doğaüstü Güçler, Büyü, Aksiyon, Fantazi, Romantik, Komedi Bölüm: 24 Yıl: 2013 - 2014   Konusu: Eskiden Tokyo’d...