4 Haziran 2023 Pazar

Baccano!


Tür: Aksiyon, Komedi, Tarihi, Gizem, Doğaüstü Güçler


Bölüm: 13 + 3 OVA


Yıl: 2007
 
 
Konusu:
Baccano, İtalyanca'da "karışıklık" anlamına geliyor. Tam da adına yakışır bir anime.
Seri kronolojik olarak ilerlemese de, 1711 yılında bir grup simyacı ölümsüzlüğü arar. Simyacılar denize açıldıkları gemi ile iblisi çağırırlar ve ondan ölümsüzlüğün iksirini alırlar. Böylelikle gemide bulunan ve iksiri içen herkes ölümsüz olur. Seri, esas tarihi olan 1930-31-32 yılları arasında geçiyor. Baccano’nun geçtiği tarihler Amerika’nın 30’lu yıllarının başları. Artık kader mi dersiniz veya şans mı bilinmez ama yaklaşık 200 yılı aşkın süre sonra ölümsüzler yeniden bir araya gelir. Bunların kimisi mafya üyesi, kimisi mafyaya karşı gelen bir çete, kimisi kaçak, kimisi hırsız ve hatta kimisi tesadüfen ölümsüz olmuştur. Bu insanların bazıları 1930 yılında bazıları 1931 yılında ve bazıları da 1932 yılında karşılaşır ve garip olaylar zinciri başlamış olur. Üstelik her yılın birbirleri ile ilişkisi bulunmaktadır.
Baccano’da ana karakter yok. Çünkü sizlere fazla gelebilir ama Baccano’da 18’i ana karakter olmak üzere 29 karakter bulunmakta. Çoğu ölümsüz olan bu karakterlerin her birinin hikayeleri, geçmişleri ve kişilikleri farklı. Birçok kendine has kişilikleri ile karakterler bulunmakta ve Baccano bunları bazı "karmaşıklıklar" sonucu bir araya getiriyor.

 

 

Baccano adının anlamına yakışır bir şekilde "karmakarışık" bir anime ama bir o kadar da kaliteli.

İlk olarak işlenişi çok farklı ve güzel. Birsürü farklı karakter ve farklı hikayeler olduğu için, farklı yıllarda geçtiği için, yani hikaye kronolojik olarak ilerlemediği için özellikle ilk bölümlerde anlamakta zorluk çekeceksiniz. Bir olayı izlerken bir anda hoop başka bir olaya, başka bir zamana, başka bir yıla, aya, güne gidiyorsunuz. Başta bu kafanızı baya karıştıracak, bu yüzden izlerken iyice odaklanmanız lazım. Fakat olaylar birbirine bağlanmaya başladığında daha kolay gelecek emin olun, ve izlerken çok zevk alacaksınız. Bu yuzden sakın pes etmeyin ve izlemeye devam edin.

Ayrıca karakterler çok iyi, hepsi de kendine has ama ben Isaac ve Miria'yı çok sevdim, hırsızlar ama çok komik ve eğlenceliler, hele Miria çok tatlı, animenin ciddi havasına ilaç gibi geliyorlar, hikayenin neşe kaynağı bu ikili resmen.

Ve bana göre animenin asıl odak noktası 1931 yılında geçen tren yolculuğu olayı, buraya odaklandığımızda, o yıldaki (1931) ve o yıldan önceki (1930) ve sonraki (1932) yıllar arasındaki hikayeleri karıştırmamak daha kolay olur. Özellikle bu tren macerası ile aksiyonun dibine vuracaksınız. Ha bi de baya vahşet var, uyarmadı demeyin ^^

Ölümsüzlüğün iksiri teması normalde de gayet enteresan bir tema ama hikaye normal bir şekilde anlatılsaydı bu kadar etkilemezdi insanı bence.

Animenin sonunda tüm taşlar yerine oturduğunda fark edeceksiniz ki, hikaye sonucu olmayan bir hikaye ama anlatılış şekli animeyi farklı ve güzel yapan şey. Yani bir sonuca varmak için anlatılan bir hikayesi olmadığı için, izlerken tadını çıkarmaya bakın. Dediğim gibi, hikayenin anlatılış şekli yüzünden başlarda kafanız karışsa da sonunda murada ereceksiniz ^^

 

Benim en sevdiğim animelerden biri, çünkü farklı ve değişik olmasının dışında izlerken sizi düşündürüyor ve bunu çok zevkli bir hale getiriyor. Olayları kafanızda kurup bağlamanızı sağlıyor, beyin egzersizi yaptırıyor yani. Bütün sahneleri beyninizde toparlayıp birleştirmeye çalışırken çok eğleneceksiniz, yeter ki odaklanın ve sonuna kadar pes etmeyin :D

İzlerken fark etmeyeceksiniz ama sonunda anlayacaksınız ki, aslında neyi ne zaman izlediğinizin pek de bir önemi yokmuş, bunun sayesinde beyin egzersizi yapmış olduk diyeceksiniz :D

Baccano çok değişik ve sürükleyici bir anime. İzlerken "n'oluyoz lan, nerdeyim ben" diyeceğiniz, farklı ve beyin fırtınası yaşayacağınız bir seri arıyorsanız Baccano izlemenizi şiddetle öneririm.

Not: Birkaç kez daha izleme gereği duyabilirsiniz ^^

 

"Bu hikayenin başlangıcı yok, sonu da yok. Olan tek şey insanların iletişim kurması, yaşaması, birbirlerini etkilemesi ve ayrılması."

 

 

_________________________

Kaynak: anime-inceleme.com

Steins; Gate


Tür: Bilim Kurgu, Gerilim
 

Sezon 1
Bölüm: 24 + 2 OVA
Yıl: 2011
 

Sezon 2 (Steins; Gate 0)
Bölüm: 23 + 1 OVA
Yıl: 2018
 


+ Movieler:
  • Steins;Gate: The Movie − Load Region of Déjà Vu (2013)
 


+ Special serisi:
  • Steins;Gate: Soumei Eichi no Cognitive Computing - 4 bölüm (2014)
 
 



Konusu:
Zamanda yolculuk temasını ele alan Steins;Gate'in ana karakteri, üniversite öğrencisi olan Okabe Rintaro (kendisine hitap etme şekliyle çılgın bilim adamı Hoouhin Kyoma) Akihabara’da laboratuar olarak kullandığı küçük bir dairede yaşayan zeki ama bir o kadar da garip bir bilim adamıdır. Yetenekli bir hacker olan Daru ve çocukluk arkadaşı Mayuri ile “Geleceğin İcatları” adını verdikleri laboratuarda çeşitli icatlar yaparlar, fakat bu arada fark etmeden zaman makinesinin temelini oluşturan geçmişe mesaj gönderme olayını keşfederler. Mikrodalga fırınını geçmişe mesaj göndermeyi başaran bir aygıta dönüştürmeyi başarırlar.
Okabe geçmişe her mesaj gönderişinde dünya çizgisi değişmekte ve dünya akışı farklılaşmaktadır. Lakin bu değişiklikleri fark edebilen bir tek Okabe’dir.
Okabe, şans eseri mi desem kader mi desem yolları ilginç bir şekilde kesişerek laboratuara katılan yeni üyeleri Makise Kurisu ile D-Mail adını verdikleri geçmişe mesaj gönderen icatlarını geliştirerek bir zaman makinesi yapmaya çalışırlar. Öte yandan Daru ve IBM 5100 sayesinde hackledikleri CERN belgelerinden çok önemli veriler elde ederler. Okabe ve ekibi zamanın akışı ile oynamaya başladıkça ortaya istenmeyen sonuçlar çıkmaya başlar ve zaman çizgisini yeniden eski haline bir tek Okabe geri getirebilir.
 
Konusu her ne kadar kurgu olsa da anime içinde yer alan CERN gerçek bir kuruluştur. Türkçesi Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi olan CERN, İsviçre ile Fransa sınırı arasında yer alan ve parçacık fiziği üzerine araştırmalar yapan devasa bir laboratuardır. CERN 'de zaman yolcuğu üzerinde çalışmalar yapıldığı da bilinmektedir.
 
Ayrıca yine anime içerisinde adı bolca geçen John Titor, 2000'li yıllarda başta "Time Travel Institute" forumu olmak üzere birçok forumda gelecekten geldiğini iddia eden ve söylediğine göre kendisi devlet için çalışan ve zaman yolculuğu projesi için seçilen bir askerdir.
2036 dan gelen John Titor, amacının 1975’e gitmek olduğunu söylüyor. Bunun sebebi ise bir IBM 5100 bulmak. IBM5100 baya eski bir bilgisayar modeli. John Titor’un bunu aramasının nedeni eski yazılımların ayıklama (debug) işleminin sadece bu bilgisayarın içindeki kodlarla yapılabiliyor olmasına dayanıyor.
Gönderdiği yazılar, 2000 - 2037 yılları arasında birçok olaydan bahsetmiştir. John Titor'un yazıları 2001 yılında son bulmuştur ve kim olduğu asla öğrenilememiştir. John Titor'un 2000 yılında gelecekte olacaklar hakkında söylediği birçok şey (örneğin olimpiyatlar olmayacak demişti ama oldu) gerçekleşmemiştir (Burda bir not düşmek istiyorum, 2020'de Korona yüzünden olimpiyatlar ertelendi), lakin IBM 5100 hakkında eski yetkililerden birinin yaptığı açıklamaya göre makinenin gerçekten ayıklama görevi yapabileceği hakkında yorumlar yapmıştır.

 

 

Steins;Gate türleri arasında “en iyilerden biri” olarak ifade ediliyor. Haksız da sayılmazlar. Hatta bana sorarsanız en iyisi.

Animenin ilk bölümleri biraz kafanızı karıştırabilir, fakat sakın endişe etmeyin, çünkü animede hiçbir soru cevapsız kalmıyor ve bölümler ilerledikçe anime çok zevkli bir hal alıyor.

Steins;Gate’in herhangi bir eksisi, yetersizliği yok bana göre. Anime içinde her çeşit olay var. Kurgu sağlam, görsellik sağlam. Üstelik anime kendisini çok iyi izlettiriyor.

D-Mail ve zaman makinesi ile yapılan deneyler, zamana geri sıçramalar, dünyanın değişmesi ve yaşanan kelebek etkileri, Okabe’nin olaylara müdahale etmek istediği için defalarca geçmişe gitmesi gibi birçok ilginç olay yaşanıyor. Konusu basit olsa da, zaman makinesi ve geçmiş - gelecek kavramı animede çok iyi işlenmiş. Atmosfer ve tempo daima yüksek, izlerken sıkılmanıza müsade etmiyor. Bolca düşündürüyor. Sonlara doğru ise anime, izleyiciyi bir yandan çaresizlik içinde kıvrandırırken bir yandan da seçim yapmak zorunda bırakıyor. Okabe’nin hissettiği hemen hemen her şeyi biz de hissediyoruz. İlk bölümlerde olan olayların nedenlerini ve sonuçlarını da görünce tüm taşlar yerine oturmuş oluyor. Yani animede gereksiz bölüm kesinlikle yok.

Ayrıca yukarda yazdığı gibi, animenin en büyük artısı da gerçek hayat ile güçlü bir bağlantısı olmasıdır. John Titor ve CERN gibi isimlere teğet geçen hikayesi yapımı daha da ilginç kılıyor. Bence CERN ve John Titor ile çok iyi harmanlanmış. Steins;Gate’nin içinde dram, gerilim, mizah ne ararsanız var.

Bilimkurgu, zaman makinesi diye anlatılınca ciddi bir anime gibi gelebilir ama özellikle ana karakterimiz sayesinde birçok komedi animesinde gülmediğiniz kadar gülmek mümkün. Tabi zaman zaman ağır drama da bağlayabiliyor. Yani olayları mı çözmeye çalışalım? Gözümüzden yaş gelene kadar kahkaha mı atalım? Yoksa bir anda duygulanıp selpağa mı sarılalım? Steins Gate izleyiciye işkence ediyor anlayacağınız, ama bu da büyük bir başarı, insanı o derece içine çekiyor yani.

 

Ben animelere puan vermeyi sevmem, beceremem de, yani iyi değilim bu konuda pek, zaten çok da beğenmemişlik yapmam, her konuya çok takılmam, ama her izlediğim animeyi de zirveye yerleştirmem. Yani genel olarak nötr takılırım ama bu anime için verebileceğim tek puan 10/10. Hatta benden 10/10 alan 3 anime var, Steins;Gate de onlardan biri. Ilk 3ümde yer alıyor. Bu yüzden kesinlikle herkesin izlemesi gerektiğini düşündüğüm, hatta gerekirse izlemeleri için zorladığım nadir animelerden. Zamanda yolculuk konusu herkesin ilgisini çekmeyebilir ama bu anime öyle bir şey ki, her şeyiyle kendisine hayran bırakıyor, yani konusu ilginizi çekmese bile beğeneceğiniz bir seri ^^ 

 

 

_____________________________________

Kaynak: anime-inceleme.com; asialogy.com

Psycho-Pass


Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu, Polisiye, Psikolojik
 


Sezon 1
Bölüm: 22
Yıl: 2012 - 2013
 


Sezon 2
Bölüm: 11
Yıl: 2014
 


+ Movieler:
- Psycho-Pass The Movie (2015)
- Psycho-Pass: Sinners of the System - 3 bölüm (2019):
  • Case 1 - Crime and Punishment
  • Case 2 - First Guardian
  • Case 3 - Vengeance's Horizon
 


 
Sezon 3
Bölüm: 8
Yıl: 2019
 
+Movie:
- Psycho-Pass 3: First Inspector - 3 bölüm (2020)





Konusu:
Teknolojinin geliştiği yakın gelecekte insanların duygu, arzu, psikolojik eğitim, sosyal rahatsızlıkları gibi tüm ruhsal durumlarını analiz eden, aynı zamanda insanların suç işleme potansiyellerini ve suç işledikleri zaman işledikleri suçun derecesini ölçebilen "Psycho-Pass" adında bir cihaz icat edilmiştir ve toplum düzen ve güvenliğini koruyucu bir yapı olarak insanların hayatına girmiştir.
Bu cihazalara bağlı “Dominators” adında polislerin kullandığı silahlar var. Bu silahlar öyle tetiğe basınca ateş eden tarzda silahlardan değil. Polis dahi olsan herkesi vuramazsın. Bu silahlar Psycho-Pass’lara online olarak bağlı olduğu için sadece suç işleme potansiyeli olan kişilere yöneltildiğinde ateş edebiliyor. Yoksa silah kilitli. Bu silahları herkes kullanamıyor. Yetkisi olmayan biri eline aldığında çalışmıyor. Silahların 2 tane modu var. ilk olarak felç modu. Eğer silahı yönelttiğin kişinin suç işleme potansiyeli düşükse ateş ettiğinde hedefi sadece felç ediyor, yani sadece bir süreliğine etkisiz hale getiriyor. İkinci olarak kesin ölüm. Eğer silahı yönelttiğin kişinin suç işleme potansiyeli yüksekse direkt olarak ölümcül vuruş yapıyor.
Burda insanlar sürekli olarak psikolojisi düzgün bireyler halinde kalmak zorundalar. Psycho-Pass’lerindeki gerginlik artışı çoğalırsa tedavi olmaya yönlendiriliyorlar. Yoksa daha da Psycho-Pass seviyeleri artıp potansiyel birer suçlu haline gelebilirler.
Baş karakterimiz Akane Tsunemori, zeki, güvenlik okulundan birincilikle mezun olmuş ve özel olarak kurulmuş olan "Unit 1" adlı güvenlik biriminin başına getirilmiştir. Bu birimin özelliği, üst düzey suçlu ve aynı zamanda yetenekli olan, dominators adlı silahlarla kontrol altında tutulan kişilerden oluşuyor olmasıdır. Akane, zaman içinde varoluş amacı veren sisteme karşı varoluşunu sorgulayacaktır.

 


Psycho-Pass psikolojik öğelerin baskın olduğu, aksiyon, bilim-kurgu ve gerilim türünde bir seri. Mükemmel toplumu kurmuş gibi görünse de distopik öğelerin hemen göze çarptığı serinin hikaye örgüsü de çok başarılı. Polisler, suç kat sayısı yüksek kişiyi sayının yüksekliğine göre geçici süreliğine felç edip tedavi merkezine göndermek ya da öldürme kararını kendileri vermiyor, “Dominators” silahları vasıtasıyla Sibyl Sistemi veriyor. Bu noktada “Dominators” kullananlar birer kukla görevi görüyormuş gibi gelebilir fakat seri bu durumun eksilerini ve artılarını öyle başarılı bir şekilde anlatıyor ki hayran kalmamak imkansız. Animeyi sevmenizi sağlayacak birçok şey var diyebiliriz, en başta da kalitesi.

Sanatsal öğelerle süslenen, felsefik öğelerin sıklıkla kullanıldığı Psycho-Pass daha ilk bölümden itibaren oldukça sarıyor ama biraz kafa da karıştırıyor, izlerken aynı zamanda düşünmeniz gerekiyor. Olayar detaylı bir şekilde işleniyor ve derinlere giriliyor, yani izlerken tamamen animeye odaklanmanızı öneririm ki birçok detayı kaçırmanız pek iyi olmaz.


Sistemin ne olduğu? İnsanların asıl amaçları ve benzeri edebi olayları sorgulamamıza sebep olan aynı zamanda da güzel animasyonları ve fütüristik havası ve yakın gelecekteki olası teknolojileri gösterme şekilleri, her şeyiyle çok başarılı. Görsel olarak Psycho-Pass içeriğine yakışır bir şekilde karşımıza çıkıyor. Abartı mimiklerden, şakalardan eser yok. Ortam daima ciddi, gerektiğinde etraf kanlı, ve karakterler de bu kasvetli ortama uyumlu. Yani çizimler Sybil sistemi ve yarattığı dünyayı güzel yansıtıyor. Karakter açısından bol ve aynı zamanda değişken diyebiliriz, ayrıca sağlam karakterlere sahip. Seslendirmeler için de gayet iyi diyebilirim. Animenin müzikleri de bir hayli kaliteli. Ayrıca aksiyonun bol olduğunu tahmin etmişsinizdir ama belirtmekte fayda var, yüksek bir tempoya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Dövüş sahneleri çok başarılı, özellikle de 3. sezonda.

Animenin 3. sezonu 8 bölüm ve her bölüm 45 dk civarı uzunluğunda, yani iki anime bölümü süresinde diyebiliriz. Tabii ondan sonra yayınlanan 3 film de o civarlarda ve hikaye normal sezonun bittiği yerden devam ediyor. Yani burdan bağlamak istediğim konu: Animeyi yayınlanma sırasına göre izlemenizi tavsiye ederim. İlk önce sezonları izleyip sonra filmeri izlemeyin, ya da hiç filmleri izlememezlik yapmayın çünkü filmler orjinal bölümlerdeki olaylarla alakalı ve devamı niteliğinde.

Herneyse. Kısacası Psycho-Pass benim en sevdiğim serilerden birisidir. Mantığa uygun bir polisiye hikayesine sahip. Eğer benim gibi polisiye, daha çok yetişkinlere hitap eden bir anime arıyorsanız Psycho-Pass sizlere ilaç gibi gelecektir. Akıcı konusuyla ve işlenişiyle insanı ekrana bağlamakta çok başarılı. Psikojik ve bilim kurgu tarzlarını sevenler kesinlikle izlemeli.

 

 

_______________________

Kaynak: konudeposu.com

Danshi Koukousei no Nichijou (Daily Lives of High School Boys)

Tür: Hayattan Kesitler, Komedi, Okul


Bölüm: 12 + 7 special


Yıl: 2012
 
 
Konusu:
Pek bir konusu yok aslında, bir grup erkek liseli arkadaşın günlük yaşamlarını konu alıyor. Kimi zaman kızlar hakkında konuşuyorlar, bazen de diğer animelere ufaktan da olsa atıfta bulunuyorlar. Misal okul bitti ve tatildeyiz ama neden üniformalarımızla geziyoruz deyip arkadaşlarını arıyorlar ve okul üniforması ile gelmesini söylüyorlar. Veya bir bölümde anime yaz mevsiminde geçiyor ve biz yazdayız ama bu anime şimdi kış mevsiminde yayınlanmıyor mu diye tespitte bulunuyorlar. Hatta bir bölümde manganın yazarı ile bile kafa buluyorlar. Acaba bu animenin yaratıcısı kız mıdır, acaba liseye mi gidiyordur bizim gibi ve hatta çizimlerine bakılırsa kesin ilkokula gidiyordur diye geyik çeviriyorlar. Her bölüm “skeç” tadında geçiyor.

 

 

Adının hakkını veren tam bir liseli animesi. Sınırsız hayal gücüyle karşı cinsle ilgili sürekli antenlerin açık olmasına, birbirinden uçuk girişimden, 30’lu yaşlardaymış gibi görünen elemana kadar her şey mevcut. Bu yüzden bazı yerlerde gülmekten kopartırken, ince ince okul yıllarının hatıraları burun sızlatmıyor değil. Ayrıca lise yaşamını böylesine özümsemekle kalmayıp, gerek başrol sayılabilecek karakteri kendisi de isyan edene kadar göstermemek, gerekse sürekli sponsorlarla uğraşmak gibi rahatlıklar da içermekte.

Anime erkek odaklı olsa da kızlar da es geçilmemiş. Arada ufak ufak “Funky High School Girls” sahneleri de izliyoruz. Bu kızların da erkeklerden farkı yok. Hatta onların niye animesi yok da sıkıcı erkeklerin var diye dert yanıyorlar :D

Hemen herkesin lise yıllarında yaptığı ve sonradan düşündüğü zaman “ben ne yapmıştım zamanında” diyerek utandığı pek çok olayın benzeri ve orjinali bu seride. Empati kurdurmasından dolayı olsa gerek hissettirdiği bir sıcaklık var.

Gülümseyerek, gülerek, kahkaha atarak, bazen de tebessüm ederek geçireceğiniz 12 bölüm ve seriden sonra çıkmış özel bölümleriyle bu seriyi kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.

Gün içinde yaşadığınız stres ve siniri üzerinizden alan ilaç gibi bir seri arıyorsanız ve gülmek için bir şeyler izlemek istiyorsanız bu bu anime tam size göre ^^

 

 

_________________

Kaynak: figurex.net

Ookami Shoujo to Kuro Ouji (Wolf Girl & Black Prince)

Tür: Romantik, Komedi, Okul, Shoujo


Bölüm: 12 + 1 OVA


Yıl: 2014
 
 
Konusu:
Baş kız karakterimiz Erika Shinohara kız arkadaşları arasında ilgi görmek ve gruba dahil olmak adına her şeyi yapmaya hazırdır. Arkadaşlarının yaptığı tek şey erkek arkadaşları hakkında konuşmaktır ve Erika'nın bir sevgilisi olmadığından dolayı hep kendini kötü hisseder. O da hayali bir erkek arkadaş yaratır ve arkadaşlarına sevgilisi hakkında tonlarca şey anlatır, kızlar bir noktadan sonra onun yalan söylediğini anlar ve bir kanıt ister. Erika da yolda yürürken yakışıklı bir çocuğun gizlice fotoğrafını çeker ve bu fotoğrafı kızlara gösterip erkek arkadaşı olduğunu iddia eder, bilmediği şey ise bu çocuğun, okulun en popüler gençlerinden biri olan "prens" lakaplı Kyouya Sata olduğudur. Kızlar çocuğu tanır ve dedikodular başlar. Erika ise rezil olmamak için Kyouya'ya gidip yaptığı şeyi anlatır, Kyouya da ona, sahte sevgili rolü yapabileceğini söyler; ancak tek bir şartı vardır: Erika'nın onun köpeği olması.

 

 

Konusu değisik ve ilgi çekici, romantik bir seri. Shoujo pek tarzım değil ama herkes tarafından çok sevilen seriler varsa izlerim tarzı fark etmeden. Bölüm sayısının az olması sayesinde sıkmıyor insanı, zaten bu tarz seriler için bu civarı bölümlerde olması en uygun bence. Kısaca eğlenceli bir seri, romantizm seviyorsanız tavsiye ederim ^^

 

 

______________________________

Kaynak: yorumduragi.blogspot.com

2 Haziran 2023 Cuma

Shingeki no Kyojin (Attack On Titan)



Tür: Aksiyon, Gizem, Süper Güçler, Dram, Fantastik, Askeri




Sezon 1
Bölüm: 25 Bölüm + 5 OVA
Yıl: 2013
 
Sezon 2
Bölüm: 12 Bölüm
Yıl: 2017
 
Sezon 3 (Part 1)
Bölüm: 12 Bölüm
Yıl: 2018
 
Sezon 3 (Part 2)
Bölüm: 10 Bölüm
Yıl: 2019
 
Sezon 4: The Final Season (Part 1)
Bölüm: 16
Yıl: 2020

Sezon 4: The Final Season (Part 2)
Bölüm: 12
Yıl: 2022

Sezon 4: The Final Season (Part 3)
Bölüm: 2 (1 ve 1 buçuk saatlik)
                                                                                                Yıl: 2023

 



+ Special seriler:
  • Shingeki no Kyojin Picture Drama - 9 bölüm (2013)
  • Shingeki! Kyojin Chuugakkou - 12 bölüm (2015)
 
+ Movieler:
  • Shingeki no Kyojin Movie 1: Guren no Yumiya (2014)
  • Shingeki no Kyojin Movie 2: Jiyuu no Tsubasa (2015)
 
+ OVA serisi:
  • Shingeki no Kyojin: Lost Girls - 3 bölüm (2017) 



Konusu:

Hikayemiz 850li yıllarda geçiyor, bu zamanlarda insanların korkulu düşmanı devler var. Devlerin zekaları yoktur, insanları yerler ve en kötüsü de bunu karınlarını doyurmak için değil de zevk için yapan varlıklardır.

Yani, yüzyıllar önce insanlık, nereden geldikleri bilinmeyen devler tarafından saldırılara uğrayarak yok olmanın eşiğine gelmiştir. Az sayıdaki insan, en uzun devlerden bile yüksek (50 metre yüksekliğinde) duvarlar inşa ederek çevreledikleri bir alana kendilerini kapatarak hayatta kalmıştır. İnsanlar bu duvarların içinde yaşıyorlar, dışarı çıkamıyorlar, çıktıkları an devlere yem olurlar. İnsanlığın bu ürkütücü derecedeki varlıklara karşı en büyük savunması olan duvarlar üç kademeden oluşuyor, Wall Maria, Wall Rose ve Wall Sina. En dış duvarın içinde (Wall Maria) köy halkı, ikinci kademede (Wall Rose) orta halli halk, ve en iç duvardaysa (Wall Sina) elit kesim mevcut. Yani içeriye girdikçe entrikalar, alavereler ve dalavereler coşuyor da coşuyor. Bu kadar aksiyonun içinde hikayenin dağılmadan anlatılabilmesi ise ayrı bir artı.




Bu arada tüm insanlık büyük oranda askeri sisteme yatırım yapmaktadır. Surlarda gözcülük yapıp şehirleri koruyan “Garnizon”, duvarın dışına çıkarak devleri araştıran “Keşif Birliği” ve kralın emrinde olup Wall Sina içerisinde kalan elit bölümünün düzeni sağlayan “Askeri İnzibat” olmak üzere üçe ayrılan askeri yapısıyla insanlık savunmasını sistemleştirir. Bu şekilde yaklaşık 100 yıl geçer, günümüze gelindiğinde 100 yıldır hiç dev görülmemiştir.

Bir gün devasa duvarlardan daha büyük bir dev belirerek duvarı yıkar. Böylece devler insanlara tekrar saldırmaya başlar. İnsanlık tekrar yok olmanın eşiğinde midir? Yoksa bu sefer insanlığın bir umut ışığı mı vardır?

 


 



Başta söylemem gerekirse, bana göre anime tarihinin insanlar üzerinde en çok etki bırakan hikayesi. Bu kadar dolu dolu, bu kadar duygu dolu başka bir yapım görmedim bilmiyorum. Bu animede yaşanan o kadar çok şey var ki, son sezonu izlediğinizde sağlıklı kalabilirseniz helal olsun. Duygu durumunuz baya zedeleniyor. Animeyi izlerkenki zaman diliminde sürekli aklınızda o var zaten, tamamen bitirdiğinizde ise bi süre kendinize gelemiyorsunuz, aslında her sezon her bölüm sonu kendinize gelmek zaman alıyor ama tamamladığınızda içinizde oluşanlar kısa sürede iyileşecek derecede değil. Ama yine de bu animeyi izlemek sizi değiştirecek, düşünce yapınızı, hayata bakış açınızı, bazı şeylere yaklaşımınızı. Size çok önemli şeyler katacağına eminim. Basit bir devlerle insanlar arasında savaş hikayesi deyip geçmeyin. Evet devler var, ilginizi pek çekmeyebilir ama bu kadar basit gibi görünen bir konusu olması sizi şaşırtmasın ve beklentilerinizi o kadar da düşürmesin. 



Hayatta kalma mücadelesi teması hiç bu kadar gerçekçi ve detaylı bir şekilde gözler önüne serilmemişti. İzlerken insanların devlere karşı ne kadar çaresiz ve güçsüz olduklarına tanık oluyorsunuz. Bu çaresizlik hissi her bölümde git gide abartılarak gözümüze sokuluyor. “Nasıl olacak, artık daha iç karartıcı bir hal alamaz durum?” derken tünelin sonundaki ışığı görüyoruz ancak bu ışık bile uzun süreli olmuyor. Animenin işlenişi o kadar güzel, o kadar etkileyici ki insanı fazlasıyla içine çekiyor. Mükemmel aksiyon sahneleri var, bu konuda fazlasıyla başarılı. Ayrıca gösterilen açıların, efsane efektlerin, karakterlerin ifadelerinin, tavırlarının, ses tonlarındaki duyguların çok güzel ve gerçekçi olmasının büyük bir etkisi var, izlerken tüm o duyguları hissetmenizde yardımcı oluyor. Aksiyon ve olaylar bir an olsun durmuyor, oturup bi nefes almanıza izin vermiyor. İlk bölümler çok heyecanlı başlıyor, ondan sonra biraz durgunlaşsa da daha sonrasında yine fırtına koparıyor, bu yüzden hemen pes etmeyin, dayanın, diğer sezonlarda ise çok daha iyi oluyor. Hikaye ilerledikçe derinleşiyor.

Bu animede her an her şey olabilir, ve olan şeyler de olduğu gibi olmayabilir. Kısaca olacak şeyleri tahmin etmek çok zor, tahminlerde bulunabilseniz bile yine sizi sonunda şaşırtıyor her zaman, tahmin edebileceğinizin dışında şeyler oluyor. Büyük derecede şaşırtmayı başarıyor. Bana sorarsanız bu animenin diğer olayı ters köşeler, bu konuda her zaman bunun hakkını veriyor en ufak şeylerde bile. Bu yüzden bu animeyi izlemenin en büyük püf noktası spoiler yememek. Tabii bu zamanda hiç spoiler yememek imkansız, özellikle de bu kadar popüler ve sevilen bir anime söz konusuysa ama siz yine de elinizden geldiğince spoiler yemekten kaçının. Birkaç spoiler yemiş olsanız bile animenin içinde şaşırılacak olaylar 1-2 tane değil ama yine de spoiler yemeden izlendiğinde verdiği keyif arşa çıkıyor. Bu yüzden izlerken özellikle karakterleri internette aratmamanızı, hatta genel olarak anime hakkında hiçbir şey aratmamanızı ve yorumları okumamanızı tavsiye ederim.

İzlerken dikkat edin kendinizi sıkmaktan kaslarınız ağrıyabilir, elleriniz ter su içinde kalabilir. Bir uyarı daha yapmak gerek, kopan kollar, bacaklar, kafalar havada uçuşacak, bolca kan ve vahşet var, buna hazırlıklı olun derim. Eeee öyle kocaman korkunç yaratıklarla savaşmak kolay değil sonuçta. Ama her ne kadar iğrenç görüntüler olsa da kesinlikle izlenmeye değer, animenin içinde çok güzel mesajlar da var. Ayrıca başka bir uyarı daha yapmak gerekirse, her karaktere hemen bağlanmayın, çünkü burda kim ölüyor, ne zaman ölüyor hiç belli değil, buna kesin bir şey olmaz dediğiniz bile bir bakmışsın birkaç saniye içinde tahtalı köyü boylamış, bu yüzden karakterlere bağlanıp da sonradan çok ağlamayın diye uyarmak istedim, ha ağlamak istiyorsanız o size kalmış ^^;;; Gerçi her ne kadar böyle desem de fevkaladenin fevkinde karakterler var ve bağlanmadan yapamıyorsun ve sonunda her şekilde ağlamış oluyorsun. Seveceğiniz hayranı olacağınız çok karakter var, spoiler olmasın diye çok söz etmeyeceğim ama bunlardan bir tanesinden bahsetmezsem olmaz yapamam. Mesela ilk başta Levi Ackerman'ın köpeği olacaksınız! Yan karakter olmasına rağmen, çok sahne almamasına rağmen, çok ön planda tutulmamasına rağmen bir karakter anca bu kadar efsane olabilirdi. En sevilen anime karakterleri listesinde bütün o ön plandaki baş karakterlerle yarışıyor, siz düşünün yani. Bi de boyu da uzun olsaydı ne olurdu düşünemiyorum bile. Mangaka yine bizi düşünmüş, kalpten gitmemizi engellemiş biraz da. Aslında boyunun kısa olmasının da bir sebebi var. Levi her şeyiyle herkesi kendisine hayran bırakan bir karakter. Çok da anlatmaya gerek yok, izleyin anlarsınız. Dünya üzerinde hiçbir dilde Levi'ı hatta genel olarak bu animeyi anlatacak kadar yeterli sözlerin olduğuna inanmıyorum.

Çok abarttığım için beklentinizi fazla yükseltebilirsiniz ama... fark etmez, tüm beklentilerinizi fazlasıyla karsılayacağına eminim ^^

 

Ben normalde popüler yapımları sevmem, çok konuşulması, çok büyütülmesi, çok kişinin ilgi odağı olması tadını kaçırıyor ve ister istemez bi yerden sonra bozuyor ama SNK hiç bozmadan yoluna devam ettiği için, hatta her bölümde her sezonda üstüne fazlasını kattığı için tebrik ederim valla beni bile soğutamadı kendinden, hatta her adımda beni kendine daha da hayran bıraktı.


İçinizi bolca heyecanla, korkuyla, endişeyle, hüzünle, umutla, bazen de mutlulukla, arzuyla doldurmak isterseniz, beyin fırtınası yaşamak isterseniz, ters köşeleri seviyorsanız kesinlikle izlemelisiniz. Bunlara ilgi duymuyorsanız bile izleyin, çünkü bitirdikten sonra ilgi duymaya başlarsınız zaten.

Ha bi de izlerken mangaka Isayama'ya çok küfürler edeceğinize eminim. Haklısınız! O küfürü edin, ben arkanızdayım!

 

Shingeki no Kyojin izlememek pişmanlıktır! İzleyin, izlettirin!

 

Ve son olarak...

 

Shinzou wo sasageyo!

 




Angel Beats

Tür: Aksiyon, Komedi, Dram, Okul, Doğaüstü Güçler


Bölüm: 13 + 1 OVA


Yıl: 2010
 
 
Konusu:
Animemiz ölümden sonraki hayatta geçiyor. Gençliklerinde bir takım pişmanlıklar yaşamış veya yapmak istediklerini gerçekleştirememiş genç ruhların, bu pişmanlıklarından kurtulabilmeleri için kendilerine ikinci bir şans verilmiştir. Hikayemiz bir grup isyancı gencin etrafında gelişiyor. Hayallerini gerçekleştiremeden ölen bu gençlerin gittiği yerde tanrı uzun zaman önce oradan ayrılmış ve meleğin dediklerini yaparlarsa reenkarne olacaklardır ama tekrar dünyaya geldiklerinde insan olamama gibi bir ihtimalleri vardır. Bu gençler, gerçek hayatta yaşadıkları kötü kaderlerine istinaden, tanrıya karşı isyan çıkarmışlardır ve melekle bir savaşa girmişlerdir. İçinde oldukları yerde bir okul vardır, okuldaki öğrenci ve öğretmenler NPC’dir. NPC’lerle vakit geçirir, derslere ilgi gösterirlerse onlar da NPC’ye dönüşecektir. Burada kimse ölmemektedir; ama yaralanma durumlarında acıyı hissederler. Ve meleğin çok güçlü silahları olduğu için savaşı kimse kazanamaz.

 

 

Anime oldukça çekici ve sıra dışı bir konuya sahip. Konusunun ilginçliği, bu okulun ve meleğin neyin nesi olduğu merakı ile animede atmosfer daima yüksek. Güzel de bi aksiyonu var, doğal olarak abartılı ama gayet başarılı. Kurşunların havada uçuşması, kılıçlar, bombalar, abartıya kaçmayacak şekilde akan kan hepsi yerli yerinde. Animede birçok mizahi unsur da mevcut ve hepsi de çok ince.

Bir hayli fazla karakter mevcut ama birkaç önemli olanı dışında diğerlerinin geçmişlerine değinilmemiş. Anime sanki daha iyi olabilirmiş diye düşünüyorum, bi yetersizlik var.

Bu animeye övgüler çok olduğu için izlemiştim ama kişisel olarak beni o kadar da etkilediğini söyleyemem açıkcası. Evet beğendim, güzeldi, yerine göre güldürüyordu, düşündürüyordu, duygusala da bağlıyordu, aksiyon sahneleri de güzeldi. Bunlarda bir sorun yok ama yine de övüldüğü kadar etkileyici bulamadım ben. Sizi belki daha çok etkileyebilir, izleyip kendiniz karar verin derim ^^

 

 

______________________________________________

Kaynak: 22dakika.org; figurex.net; anime-inceleme.com

Tokyo Ravens

  Tür: Shounen, Süper Güçler, Doğaüstü Güçler, Büyü, Aksiyon, Fantazi, Romantik, Komedi Bölüm: 24 Yıl: 2013 - 2014   Konusu: Eskiden Tokyo’d...