2 Haziran 2023 Cuma

Tokyo Ghoul


Tür: Aksiyon, Gizem, Korku, Psikolojik, Doğaüstü Güçler, Dram, Seinen
 
Sezon 1
Bölüm: 12
Yıl: 2014
 
Sezon 2 (Tokyo Ghoul A)
Bölüm: 12 + 2 OVA
Yıl: 2015
 
Sezon 3 (Tokyo Ghoul:re)
Bölüm: 12
Yıl: 2018
 
Sezon 4 (Tokyo Ghoul:re 2. Sezon)
Bölüm: 12
Yıl: 2018
 




Konusu:
Tokyo'daki cinayetler bir hayli artmış durumdadır, cinayetlerin sebebi ise Ghoul adındaki insan benzeri canavarlardır, bunlara hortlak da diyebiliriz. Ghoul'lar insan etiyle beslenir ve normal yemek yiyemezler, yedikleri an geri çıkarırlar, insanların tükkettikleri gıdalardan sadece kahve içebilirler. Bazı ghoul'lar bundan zevk alarak işi katliama ve kan banyosuna dönüştürürken kimileri de insan avlamaktan pek hoşlanmaz ve sadece mecbur kaldıklarında (çok acıktıklarında) ava çıkarlar. Ayrıca Ghoul’ların vücutlarının bir parçası sayılan “kagune” adında her Ghoul’un farklı bir gücü de mevcuttur. Ghoul’ların var olduğu bu dünyada Tokyo’da onlara karşı mücadele eden CCG (Commission of Counter Ghoul) adlı bir birim de bulunmaktadır.
Tokyo’da Kaneki Ken adında bir kolej öğrencisi kendi halinde yaşamına devam etmektedir. Genelde tek arkadaşı olan Hide ile beraber takılan Kaneki, Anteiku adındaki kahve dükkânında Rize adında bir kız ile tanışır ve ona ilgi duymaya başlar. Kaneki’nin de Rize’nin de ortak noktası edebiyat ve kitaplardır, bu yüzden ikili çıkmaya karar verir. Hoşça vakit geçirdikleri bir günün ardından Kaneki, Rize’yi evine götürmeyi teklif eder ama Rize, Kaneki’yi karanlık bir inşaat sahasına götürür. O sırada Rize, Kaneki’ye saldırır. Meğersem Kaneki’nin hoşlandığı kız bir Ghoul’muş ve ziyafet çekeceği yemeği de Kaneki’ymiş. Kaneki için her şey bitti derken inşaatın tepesinden demirler tam da Rize’nin üzerine düşer ve Rize ölür. Kaneki ağır yaralanır, bütün organları parçalanır. Olay yerine ulaşan acil ekipler kritik durumdaki Kaneki’yi hemen ameliyata alır ve parçalanan organları yerine ölmüş olan Rize’nin organları nakledilir ve bu sayede Kaneki yarı insan yarı Ghoul olur.
Daha önce gittiği kafede çalışan Touka Kirishima vasıtasıyla kendilerine Antieku diyen bir grup Ghoulla tanışır. Kafenin adını taşıyan bu grup, diğer Ghoullardan farklı olarak insan öldürmez. Ellerinden geldiğince insanlara zarar vermemeye gayret ederler, anca çok acıktıklarında insan yerler, ayrıca birbirlerine sıkı bir şekilde destek olurlar. 

 

Hikaye kısaca bu (pek de kısa olmamış ama ^^;;)

Tokyo Ghoul en popüler, en ses getiren, en beğenilen animelerden. Herksin öneri listesinde vardır mutlaka. Benim düşünceme gelecek olursak, burda birçok kişi gibi animeyi pek övemicem, kusura bakmayın.

Büyük bir Tokyo Ghoul hayranlığı var insanlarda ama bu hayranlar ikiye ayrılmış durumda. Animeyi övenler vs mangayı övenler. Şahsi olarak ben animenin şişirilmiş bir balon olduğunu düşünürken mangayı okuyanlara kulak vermek istedim. Yani önce animeyi izleyip yıllar sonra da mangasını okuyan biri olarak yorumluyorum bu seriyi.

Açıkcası aslında anime çok da güzel başlıyor ve heyecanlı devam ediyor, başlarda farklı hikayesiyle baya dikkat çekmiş ve herkesi etkilemiş olsa da, daha sonrasında beni baya hayal kırıklığına uğratmıştı. Özellikle 3. ve 4. Sezon berbattı. 3. Sezonda yayın stüdyosunun değişmesinin de verdiği etkiyle olsa gerek, çizimlerin değişmesi, özellikle de daha yumuşak çizgilere sahip olması öyle ağır bir havası olan animeyi berbat etmiş resmen, hiç tatmin edici değildi. Bu yüzden de en beğenilen serilerden olmasına pek anlam veremiyordum ve abartıldığını düşünüyordum, ama her yerde mangayı okuyanların yorumlarını ve kıyaslamalarını görüyordum, animesinin ve mangasının arasında uçurum kadar fark olduğunu dile getiriyordu herkes. Bu fark hikayeden çok çizim ve duyguların yansıtılma biçiminden geliyordu, bu nedenle de hep içimde kalmıştı ve yıllar sonra da olsa mangayı okuma kararı aldığım için çok mutluyum. Benim hoşuma gitmeyen ve saçma bulduğum şey ise mangayı okumayıp sadece animeyi izleyenlerin animeyi yüceltmesi, çünkü Tokyo Ghoul'un asıl güzelliği mangasından geliyor kesinlikle. Mangası animesinden çok çok daha iyi. Animeler TV'de yayınlandıkları için tüm vahşeti açık açık gösteremiyorlar haliyle, korkunç ve sert çizimler, kanlar, savaş sahneleri mangada açık açık ve en sert şekilde göstrilirken animede bunlar olabildiğince en yumuşak şekilde sergilenmiş ve bu da tüm havayı bozmuş. Mangayı okuduktan sonra animenin ne kadar yetersiz ve üstesinden gelinememiş olduğunu daha iyi anlıyorsun ve mangayı övenlere sonuna kadar hak veriyorsun, ama sadece animeyi izlemiş olanların bu abartısını anlayamıyorsun işte. Gerçi ona da bir teorim var :D Çünkü mesela anime hakkında övebileceğim tek şey müzikleri. Soundtrackleri harika, en efsane soundtracklere sahip olan serilerden. Özellikle "Unravel" şarkısı bütün anime izleyenlerin arasında en beğenilen en efsane soundtracklerden biri. Ve ben bu animenin bu kadar çok sevilmesinin en büyük nedeninin soundtrackleri sayesinde olduğunu düşünüyorum. Müziklerini yapan Ling Tosite Sigure, ya da TK from Ling Tosite Sigure efsane bir iş çıkarmış ve animenin bu kadar sevilip popüler olmasında en büyük katkıyı bunun sağladığını düşünüyorum. Hele ki ilk 2 sezonda en can alıcı yerlerde bu müzik girdiğinde sahnenin etkisi yükseliyor ve bu animeye büyük bir artı katıyor. Ayrıca spoiler olmasın diye söylemek istemiyorum ama mangada olmayan ama animede olan bir sahne var ve tam o sahnede bu müzik giriyor ve bana göre animenin en ikonik sahnelerinden, yani anime hakkında övebileceğim bir şey daha :D




Sadete gelecek olursam, sırf soundtrackleri için bile olsa anime izlenmeli diye düşünüyorum, ama Tokyo Ghoul asıl olarak manga harikasıdır, çizimleriyle duyguları aktarma biçimi bambaşka bir seviyede, animeyi izleyip de mangayı okumayacaksanız çok şey kaybedersiniz, hatta animeyi bitirir bitirmez mangayı okuyun derim, farkı çok daha iyi görebilirsiniz o zaman. Ya da ilk mangayı okuduktan sonra animeyi izleyin, fark etmez, size kalmış.

Benim size önerilerim bu şekildeydi. İyi seyirler ve iyi okumalar ^.~ 

 




 

_________________________

Kaynak: anime-inceleme.com

K-On



Tür: Müzik, Yaşamdan Kesitler, Komedi, Okul
 
Sezon 1
Bölüm: 13 + 5 special + 1 OVA
Yıl: 2009
 
Sezon 2
Bölüm: 26 + 1 OVA
Yıl: 2010
 
+ Special serisi: K-On!!: Ura-On!! - 9 Bölüm (2010)
 
+ 1 Movie (2011)

Konusu:
Hikâye, Sakura Lisesi’nin müzik kulübüne giden dört (daha sonra beş) öğrencinin eğlence dolu yaşamlarını konu alıyor. Seri liseye başlayan Ritsu ve Mio adlı iki arkadaşın müzik kulübüne katılması ile başlıyor. Fakat ortada bir sorun vardır. Kulübün kapanmaması için en az dört kişiye, yani iki elemana daha ihtiyacı vardır. Çok geçmeden kulübe Tsumugi adında bir kız daha katılır ve geriye tek bir kişilik açık kalır.
Genç ve umursamaz bir kız olan Hirasawa Yui, liseye geçmiştir ve "Hafif müzik kulübü" tanıtım posterini gördüğü gibi heyecanla hayallere dalar. Hiç düşünmeden, aceleyle kulübe katılır. Ancak Yui'nin küçük bir sorunu vardır; hiç bir enstrüman kullanmayı bilmemektedir.
Yui, açıklamak için kulüp odasına gittiğinde, diğer üyeler olan; Ritsu, Mio ve Tsumugi tarafından sıcakkanlılıkla karşılanır. Yui'nin müzik bilgisi oldukça kötü olsa da, üye sayısının yetersizliğinden dolayı kulübün dağılmaması için, onu kalmaya ikna ederler.
Böylece kulüp kapanmaz ve eğlence dolu bir macera başlamış olur. Bölümler ilerledikçe kulübe beşinci olarak Azusa diye bir kız daha katılır. 

 

 

K-ON, anlam olarak “keiongaku” yani “light music” demek ve Türkçe'ye de pop müzik olarak çevirebiliriz.

K-ON her ne kadar müzik içerikli bir anime olsa da, müzikle pek içli dışlı değil. Serinin okul - komedi yönü daha ağır. Yani konu tamamen müzik üzerine değil. Daha çok beş arkadaşın müzik kulübü üyeleri olarak günlük yaşamlarına göz atıyoruz.

Görsellik olarak K-ON çok kaliteli bir anime. Özellikle karakter çizimleri başarılı.

Anime genel olarak kadın karakterler barındırıyor. Tamamen kızların dünyasında geçiyor ve doğal olarak genellikle kız sohbetleri ediliyor. Neyse ki sohbetler genellikle komik ve eğlenceli geçtiğinden baymıyor ve gayet güzel izleniyor.

 

Çok eğlenceli, renkli, dinamik bir anime. Tamamen müzik içerikli bir anime olmasa da komedi bakımından kaliteli ve işin içine kaliteli çizimler, eğlenceli karakterler ve müzik kulübü de girince izlemesi bir hayli keyifli oluveriyor. Kafa dağıtmalık hoş bir seri kısaca ^^ Kafanızı diğer düşüncelerden uzaklaştırma ihtiyacınız olduğunda K-ON iyi gider ^^

 

 

_____________________________________

Kaynak: anime-inceleme.com; turkanime.net

Elfen Lied

Tür: Aksiyon, Korku, Psikolojik, Doğaüstü Güçler, Dram, Romantik, Seinen, +18


Bölüm: 13 + 1 OVA


Yıl: 2004
 
 
Konusu:
İnsanların bir sonraki evrimi olarak kabul edilen Diclonius'ların en ayırt edici özellikleri başlarındaki iki boynuzdur.
Diclonius'ların yüksek derecede telekinetik güçleri olduğundan, insan ırkına zarar vermemeleri için yakalanıp laboratuarlarda saklanıyorlardır.
Bir gün bir kaza olur ve bir Diclonius geride bir çok insanı katlederek laboratuardan kaçmayı başarır.
Kaçışını tamamlayacağı sırada başından vurulur ve denize düşer. Kaçmayı başaran Diclonius'u iki kuzen kurtarır. Diclonius hafıza kaybı yaşamaktadır ve tek diyebildiği şey Nyuu'dur.
Anime, diğerlerinden farklı oldukları için dışlanan, yalnız olmaya mahkum edilen yeni bir ırkın hikayesini anlatır.

 

 

Elfen Lied, almancadır ve elf şarkısı manasına gelmektedir.

2004’ün en çok ses getiren animelerinden biri olan Elfen Lied dramatik kurgusu ve vahşet içeren sahneleriyle dikkat çekiyor.

Animeyle ilgili bahsedeceğim ilk şey başarılı bir açılış şarkısına sahip olması, açılış şarkısının çok büyüleyici bir havası var. Anime, “Lilium” isimli latince bir şarkıyla başlıyor ve buradaki hüzün tüm sahnelerde hissediliyor. Açılıştaki sanatsal yaklaşımla simgeleştirilmiş görseller ilk kareden itibaren müzik ile birlikte izleyiciye ulaşıyor.

Elfen Lied için kesin olan en büyük şey asla sıradan bir anime değil, masum veya mutlu giden bir hikayesi yok. Felsefik ve distopik bir dünyada geçen bu anime genel olarak karanlık ve hüzünlü bir havaya sahip.

Alt anlamını soracak olursanız, anime Dünya'ya yeni yeni ayak basan bir türü değil, kendinden daha düşük normal insanlar tarafından duyulan korku nedeniyle ırkçılığa uğrayan ve bunun getirdiği acı ve vahşeti olabilecek en hüzünlü yolla anlatmaktadır.

Temelinde “ötekileştirme” ve “ötekileşenin kendine yaşam alanı oluşturmaya çalışması” yatan animenin diğer altmetinlerinde pedofili, hayatın acı gerçekleri, masumiyetin para etmediği, çarpık aile ilişkileri, insan/toplum psikolojisi gibi maddeler var. Kısacası trajedi, hüzün, fantastik korku ve acının bol olduğu, her türlü gerici ve tek gecede izlenildiğinde sarsıntı yaratacak bir seri. Gözlerinizin dolacağı ve kalbinizin hızla atacağı sahneler var. Bazı mantık hatalarının olduğu anime özellikle dramatize ve ağlatma üzerine kurulmuş. Animenin en büyük eksisi çok şeyden bahsetmek isteyip yüzeysel kalması. Havada kalan konular çok fazla. Elfen Lied bizlere muhteşem bir kurgu vaad etmiyor ama yine de etkisi altına almayı çok iyi başarıyor.

Bir  n değil, hem de izleyip algıladıkları kadar basit bir hikayesi yok. 18 yaşından büyüklere tavsiye edilir. Animede genel olarak bolca kan, kopan uzuvlar yer alırken çıplaklık da ön plana çıkıyor. Her bölümde birkaç tane bol kanlı sahnesi var. Ve bu bol kanlı sahnelerin etkileyicilik oranı çok fazla. Bir de bu sahnelerin altına dramatik sahne müzikleri eklenince bu oran bir kat daha artıyor.

Kısacası bolca kesmeli biçmeli, fazlasıyla kanlı bir seri. Sizi ruhsal olarak çöküşe sürükleyebilir, duygusal açıdan baya yoğun, özellikle acı duygusunu baya fazla hissettiriyor. İzlemesi bazı kişiler için rahatsız edici olabilir, manyakça sahneler var, ama yine de güzel, enteresan bir anime. Kaldırabilecekseniz kesinlikle izlenmeli diye düşünüyorum.

 

 

_____________________________________________

Kaynak: turkanime.net; birdizihaber.com; jazetel.com

Amnesia

Tür: Gizem, Romantik, Fantastik, Dram, Josei


Bölüm: 12 + 1 OVA


Yıl: 2013
 
 
Konusu:
Başkarakter Heroine adındaki genç kız baygınlık geçirir ve uyandığında kendini bir kafede bulur. Kim olduğuna ve geçmişine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. Her gün Ağustos 1'de hafızasını kaybetmiş şekilde uyanır. Karşısında Orion adlı ruh/peri belirir, farklı gezegenden gelen bir ruh olduğunu, dünyada kalabilmek için genç kızın beynindeki bir bölümü kullandığını, hafıza kaybının da sebebinin bu olduğunu söyler, Orion kendini sorumlu tuttuğu için ona yardım etmek ister. Orion'u genç kız haricinde kimse görüp duyamamaktadır.
Kafede beraber çalıştığı arkadaşları ile vakit geçirdikçe hafızası canlanmaya başlayan genç kız, Orion'un da yardımıyla kaybettiği hafızasını geri kazanmaya çalışacaktır.

 

 

Başlarda kafa karıştırıcı, belki de sıkıcı gelebilir ama izledikçe alışıyorsunuz ve beyin fırtınası yaşıyorsunuz. Olayları algılayamadığınız için sinirinizi bozabilir, bu yüzden odaklanarak izlenmesi gerek diye düşünüyorum. Kafa kurcalıyor. İzleyiciyi bölüm hakkında düşünmeye itiyor. Ana karakterin hafıza kaybı ve olayların karmaşası bir araya gelince izleyici için ilginç bir deneyim oluyor. Enteresan bir seri.

Karakterlere gelirsek. Çekici erkek karakterler var ^^. Kadın karakter biraz donuk ve salak biri bence ama şansın dibine vurmuş resmen :')

Çizimleri güzel ama giyim tarzları falan biraz abartı, doğal değil pek.

Hikaye hafif yavaş ilerliyor sanki. Bi de kesin bir finali yok. Çok sonuçsuz bırakılmış. Ama yine de izlenir bence.

 

 

___________________

Kaynak: anime.gen.tr

Oreimo

 Ore no Imouto ga Konnani Kawaii Wake ga Nai (My Little Sister Can't Be This Cute)


Tür: Komedi, Romantik, Yaşamdan Kesitler
 


Sezon 1
Bölüm: 12 + 4 OVA
Yıl: 2010 - 2011
 


Sezon 2
Bölüm: 13 + 3 OVA
Yıl: 2013

Konusu:
Kyousuke Kousaka 17 yaşında normal bir lise öğrencisidir. Arasının her zaman kötü olduğu Kirino adında bir kız kardeşi vardır. Kız kardeşi Kirino, 
Kyousuke’yi her zaman küçük görmekte ve onu reddetmektedir. Bir gün Kyousuke evde, “Kızkardeşle Aşk Yap!” adlı bir hentai video oyunu bulur. Bunun kime ait olduğunu bulmaya çalışan Kyousuke, DVD’nin kız kardeşine ait olduğunu öğrendiğinde şok geçirir ve bu noktadan sonra olaylar biraz değişir.

 


Açıkcası pek beğenemediğim bir seri, ensest ilişkileri konu almasından dolayı izlerken rahatsız olmuştum, neden bu kadar seviliyor anlam veremedim, baya sevildiği için izlemiştim zaten ama benlik değil pek, bu rahatsız edici ensest ilişki konusu yüzünden komedi tarafını da pek hissedemedim ben açıkcası.

 

 

___________________

Kaynak: turkanime.net

 

Btooom!

 

Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu, Psikolojik, Seinen


Bölüm: 12


Yıl: 2012
 


Konusu:
Dünyada oyuncu sayısı milyonları aşmış olan online Btooom! oyunu, silahların kullanılmadığı, herkesin birbiriyle çeşitli bombalar kullanarak savaştığı bir oyundur.
22 yaşındaki Ryouta Sakamato bir oyun bağımlısıdır, kendisi okumuyordur ve çalışmıyordur, tüm vaktini Btooom! oynayarak geçiriyordur. Gerçek hayatta sıradan, çok da başarısı olmayan biriyken, Btooom! oyununda dünyaca tanınan Japonya'nın en başarılı oyuncularından biridir.
Ryouta bir gün gözlerini açtığında kendisini bir ormanda, paraşütle ağaçta asılı halde bulur.  
Buranın neresi olduğunu ve nasıl geldiğini araştırır ve çok geçmeden ormanın büyük bir tropikal ada olduğunu anlar, üstelik burada yalnız da değildir. Adada başkaları da vardır ve gördüğü ilk insan ona bomba atarak saldırmıştır. Yanında bulunan bombalar ve elindeki küçük radar ile çok geçmeden gerçeği anlar. Ryouta, oyun tecrübeleriyle kısa sürede kendisine saldıranı yendikten sonra, adamın bir Btooom! oyuncusu olduğunu, kendisinin de bir şekilde Btooom! oyunu içerisine girdiğini ve adada Btooom! oynanmakta olduğunu fark eder, üstelik gerçek insanlarla ve gerçek bombalarla. Adadan kurtulmanın tek yolu 7 adet düşman radarı toplamaktır. Radarları toplamak için ise düşmanı öldürmek şarttır.
Birbirinden bağımsız birkaç insan ıssız bir adadadır ve özgürlükleri için birbirlerini öldürmeye zorlanmaktadırlar. Kimileri bunu zevkle yerine getirirken kimileri saklanmayı tercih ediyordur. Ryouta bile profesyonel ve başarılı bir Btooom! oyuncusu olmasına rağmen öldürmeme taraftarı ve alternatif yollardan adadan ayrılmaya çalışıyordur.
Peki bu adada hayatta kalıp, kurtulmayı başaran kim olacaktır?

 

 

Btooom! (anlamı patlama sesinden “bum” geliyor) hayatta kalma mücadelesini konu alıyor. Btooom! sadece bombaların kullanımı ve başarılı karakterleri ile senaryo olarak akranları arasından sıyrılmayı başarıyor.

Eğer yüzeysel olarak bakacak olursak; birbirinden bağımsız birkaç insan ıssız bir yerde özgürlükleri için birbirlerini öldürmeye zorlanmaktalar. Lakin olay bu kadar basit değil. Tanıtılan değişik kişilikteki karakterler ile konuyu bir o kadar derinleştirmişler. Karakter kişiliklerinin harika bir şekilde oluşturulduğunu söyleyebilirim. Gerek psikopat, gerek saf, gerek cinselliğe düşkün, gerek ise aç gözlü… Hangi tarz kişilik ararsanız bulmanız mümkündür. Kadın karakterimiz Himiko’nun hikâyesi de animeye güzel aktarılmış. Yaşadıkları yüzünden erkeklerden nefret etmesi, hepsini düşmanı olarak görmesi psikolojisi dengeli ayarlanmış. Yani ne çok abartı ne de çok yapmacık.

Çizimleri de gayet başarılı. Patlamalar, kan efektleri başarılı bir şekilde seyirciye aktarılmış. Tabii ki patlayan bombalar ile kopan uzuvlar ve etrafa saçılan kan kavramlarını pek göremiyoruz. Ama görsellik olarak gerçekten başarılı. Karakterlerin de sanırım kişiliklerini vurgulamak amacıyla görünüşlerini abartmamışlar. Karakterler başarılı ve gerçeğe uygun tipler olarak çıkıyor karşımıza. Sade ve doğal. Bir tek Himiko karakterlerin arasından sıyrılıyor. Sarı saçları, kocaman mavi gözleri (ve göğüsleri) ile karakterler arasından göze batıyor ama sempatik yönde.

Açılış şarkısı da çok güzel.

Olay örgüsü oldukça başarılı işlenmiş. İntikam, ihanet, bencillik ve zeka kavramlarının işlendiği güzel bir anime. Şiddetin dozunun nasıl ayarlanacağı ve hayatta kalma savaşında karakterlerin nasıl stratejiler izleyecekleri serinin seyrini başarılı bir şekilde çizmiş. Ayrıca birbirlerini sadece bomba ile öldürebilmeleri oldukça değişik bir tat sunuyor izleyiciye. Tabii bombanın neden olmadığı değişik ölüm şekillerimiz de mevcut.

Karakterler çok iyi, kurgusu çok iyi ve doğaüstü güçler falan yok, bu da daha gerçekçi ve çekici kılıyor bana göre, bilim kurgu tarafı da çok iyi, izlerken düşündürüyor baya.

Keşke daha fazla bölüm olsaydı diyorsunuz. Animenin en kötü tarafı da yarım bırakılmış olması, en sevmediğim şeydir bu, hele de beğendiğim seriler yarım kalınca çıldırıyorum -.-. Mangasını okumadım ama devam etmiş sanırım, mangasını okursam buraya yazarım. Yine de kesinlikle izlenmeli diye düşünüyorum.

 

 

_____________________________________________________
Kaynak: turkanime.net; anime-inceleme.com; japonsinemasi.com

29 Mayıs 2023 Pazartesi

Anohana

Anohana: The Flower We Saw That Day (Ano Hi Mita Hana no Namae wo Bokutachi wa Mada Shiranai)

Tür: Hayattan Kesitler, Dram, Doğaüstü Güçler


Bölüm: 11 + 1 special + 1 Movie


Yıl: 2011
 
 
Konusu:
Jinta Yadomi'nin liderleri olduğu 6 çok yakın çocukluk arkadaşı, gruptan biri olan Meiko Honma(Menma)'nın ölmesiyle dağılır. Jinta, Menma'yı ölmeden önce kırmış fakat özür dileyememiştir. 10 yıl sonrasında herkes farklı bir hayat sürerken Jinta Yadomi de içine kapanık asosyal biri olmuştur.
Menma bir gün fiziken büyümüş fakat çocuk gibi davranan haliyle Jinta'nın karşısında belirir. Menma'yı Jinta'dan başka kimse göremez. Jinta bunun yaşadığı stresli hayattan dolayı oluşan bir halüsinasyon olduğunu düşünür, zamanın geçmesiyle gördüğünün gerçekten Menma’nın hayaleti olduğuna inanır. Menma'nın bir dileği vardır. Kızın tek isteği ne olduğunu bilmediği bir dileğinin bulunup onun gerçekleştirilmesidir. Gerçekleştirildiği esnada Jinta'nın hayatından silinip, öbür dünyaya gidecektir. Menma dileğini gerçekleştirtmeye çalışıyorken, aynı anda yılların geçmesiyle birbirleriyle olan ilişkilerini yok saymaya başlayıp birbirlerinden uzaklaşmış olan eski çocukluk arkadaşlarını bir kez daha bir araya getirmek, tekrardan arkadaş olmalarını sağlamak istiyordur. Son gelişmelerin ardından bir kez daha toplanan grup, Menma’nın ruhunu huzura kavuşturmak adına birlikte hareket etmeye başlar. Zamanın bastırdığı pişmanlık ve acılar tekrardan ortaya çıkarken, hem Menma’ya hem de kendilerine yardım edecek kuvvet ararlar.

 

 

Uzun ve ilginç adıyla "Ano Hi Mita Hana no Namae o Bokutachi wa Mada Shiranai" veya Türkçe adı ile “O Gün Gördüğümüz Çiçeğin Adını Hala Bilmiyoruz”, küçük yaşta en yakın arkadaşlarından birisini kaybeden arkadaş grubunun travmasını anlatıyor ve bu 6 eski çocukluk arkadaşının birbirleriyle olan ilişkilerini konu alıyor.

Atmosfer olarak anime tamamen konuşmalara dayanıyor. Yani öyle aksiyon yanı ve komedi unsurları yok. Dram yönü ağır olan anime ilk bakışta öyle gözükmese de aslında yetişkinlere hitap ediyor diyebiliriz.

Animede özellikle karakterler üzerinde çok iyi durulmuş ve her birinin yaşadıkları çok iyi işlenmiş. Her bir karakterin ayrı ayrı hissettiği suçluluk duygusu ve bu duyguyla başa çıkma yöntemleri bir yana, hikaye Menma’nın öldüğü gün yaşananlar ve günümüzde yaşananlar ile paralel bir şekilde izleyiciye anlatılıyor. 11 bölüm olmasına rağmen karakter derinlikleri çok iyi işlenmiş ve her bir karakterin duygusunun içi doldurulmuş, repliklerine ayrı ayrı anlamlar yüklenmiş. Yani en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş diyebileceğimiz seri duygusal anlamda çok iyi bir iş çıkarmış. Serinin odak noktası her ne kadar Menma’nın dileğiymiş gibi dursa da her karakterin kendisiyle ve birbiriyle yüzleşmesi gerekmekte. Karakterlerin bu duygusal travmalarını abartıya kaçmadan, gerçeklik çizgisinden çıkmadan anlatan serinin en büyük artısı da bu zaten. Farklı kişiliklerdeki bu karakterimiz bize her türlü duygunun sentezlenmiş halindeki diyalogları sunuyor, sahneleri veriyor, duyguları hissettiriyor. Ve finale doğru, karakterlerimizi daha iyi tanıdıkça, yaşadıklarını daha iyi anladıkça ve onlar da kendileriyle yüzleştikçe daha da duygusallaşıyor. O yüzden izlerken yanınızda bir mendil bulundurun derim. Zira finalde gözünüze “bir şey” kaçma olasılığı fazla.

Yaptığı her şeyi mükemmele çok yakın yapıyor Anohana. Duygusal yoğunluğu çok fazla ve ağlatmak istediği anlarda sizi kolayca ağlatıyor. Hele de son iki bölümde öyle güzel tokatlar vuruyor ki bağırarak ağlama isteği uyandırıyor. Bir de animenin bir kapanış şarkısı var ki anlatamam. O şarkı öyle yerlerde giriş yapıyor ki, şarkıyı duyduğunuz anda gözyaşlarınız akmaya başlıyor. Etkisinden uzun süre çıkamıyorsunuz.

Sonuç olarak Anohana dram yönünden oldukça etkileyici bir anime. Gündelik bir dile sahip olan, şiddet içermeyen, aşırıya kaçan cinselliğin olmadığı, tamamen hikaye odaklı, duygularınızı tavan yaptıracak ektileyici müzikleri olan bu animeyi izlemeden geçmeyin bence. Zaten tek solukta izleniyor sonuçta 11 bölümlük bir seri.

 

 

_______________________________________________________________________________________________________________
Kaynak: turkanime.net; kahramangiller.com; anime-inceleme.com; birdizihaber.com; fanzade.com; memoryhackers.org; mangavadisi.org

 


Tokyo Ravens

  Tür: Shounen, Süper Güçler, Doğaüstü Güçler, Büyü, Aksiyon, Fantazi, Romantik, Komedi Bölüm: 24 Yıl: 2013 - 2014   Konusu: Eskiden Tokyo’d...