27 Haziran 2023 Salı

Tengen Toppa Gurren Lagann


Tür: Aksiyon, Macera, Komedi, Mecha, Bilim Kurgu


Bölüm: 27 + 1 OVA (5.5 bölüm)


Yıl: 2007
 

Movieler:
  • Tengen Toppa Gurren Lagann Movie 1: Gurren-hen (2008)
  • Tengen Toppa Gurren Lagann Movie 2: Lagann-hen (2009)
 
Konusu:
Uzak gelecekte insanlar yer altında mahkum kalmış ve kurdukları yeraltı köylerinde yaşamaktadırlar. Sık sık gerçekleşen depremler yüzünden sürekli daha derine inmişlerdir. İnsanların çoğu zamanla yeryüzünün olduğunu dahi unutmuş, güneş, ay, dağ gibi bize olağan gelen şeyleri bilmeden yaşamaktadır, özellikle de gençler.
Simon ve Kamina, yeryüzünün sadece bir efsaneden ibaret olduğu sanılan, yeraltı köylerinden biri olan Jeeha'da doğmuştur. Kamina, özgür ruhlu olduğu kadar pervasız ve sorumsuz davranışlar sergilemeye eğilimliyken Simon ise daha ürkek bir kişiliğe sahiptir, ailesini yıllar önce bir depremde kaybeden Simon, köydeki en iyi kazıcılardan biridir. Bir gün, Simon kazı yaparken daha önce hiç görmediği gizemli bir obje bulur. Bu, vücudunda yüz olan küçük bir robottur. Bunun üzerine ağabeyi gibi gördüğü "Gurren Brigade"in lideri olan Kamina, Simon'u çetesinin bir üyesi yapar. Kamina, yaşadığı deliğin üstünde bir hayat olduğunu düşünmekte ve bu delikten kaçmayı düşlemektedir ve bu yolda güvendiği tek kişi Simon’dur. Ancak Simon ve Kamina'nın kaçma teşebbüsleri hep başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Yine başarısızlıkla sonuçlanan bir kaçma teşebbüsünün ardından Kamina hapse, Simon ise kazma işine gönderilir. Bu sırada bir deprem gerçekleşir ve yukardan bir robot ve genç bir kız düşer. Yoko adındaki bu kıza robotla dövüşünde Kamina yardım eder ancak pek etkili olamazlar. Simon, Yoko ve Kamina'yı bulduğu küçük robota götürür. Simon'un Lagaan adını verdiği bu robotu tamir edip kullanıma hazır hale getirmelerinin ardından birlikte robotu yenip Yoko'nun da yardımıyla yeryüzüne çıkarlar. Yeryüzünün hakimleriyse robot kullanan, zeki, insan düşmanı yaratıklardır. Kahramanlarımızı daha fazla dev robot, macera ve bilinmeyen bir dünya beklemektedir.

 

 

Çok güzel, aksiyon ve maceranın dibine vuracağınız ateşli bir seri. Mecha severler arasında en popüler ve en sevilen serilerden biri. Ben de izledikten sonra onlara hak verdim, çünkü bir mecha hayranı olmayan ben bile çok beğendim ve izlerken baya zevk aldım. Başta mecha kategorisine ilgim olmadığından, robotlar arasındaki savaşı insanların savaşı gibi etkili bulmadığımdan biraz isteksiz ve beklentisiz bir şekilde izlemeye başlamıştım ama bu kadar güzel bir şey olabileceğini düşünmemiştim. İzlerken kendimi o kadar çok kaptırıyordum ki ben de onlarla birlikte savaşıyormuşum gibi hissediyordum resmen, onlarla birlikte havaya giriyordum, planlarını merakla takip ediyordum. İzlerken insanı öyle hallere sokuyor ki "bu ben miyim" dedirtiyor sana :D

Ama yine de beni rahatsız hissettiren, içimde derin bir boşluk bırakan ve sürekli bir bekleyiş ve umut içinde tutan bir konu yüzünden çok da iyi tadını çıkaramadığımı düşünüyorum maelesef. İçimi burkan o konu beni büyük etkiledi :/

Başta ana karakterler olmak üzere kendini sevdiren birçok karakteriyle, beklenmedik olaylarıyla, dovüş sahneleriyle birlikte efsane bir yapım, çok farklı ve sıradışı. Ben bu kadar gaz veren başka bir anime izledim mi hatırlamıyorum. Sadece savaştan ibaret de değil, içinde başka şeyler de var. Biraz da fanservis var ama ona artık alıştık :D

Tengen Toppa Gurren Lagann sadece mecha hayranları arasında değil, aynı zamanda benim gibi hayran olmayanların arasında bile çok popüler ve sevilen bir seri olduğunu gördüğüm için izleme kararı almıştım. Her ne kadar bunu çok sevmiş olsam da hala bir mecha hayranı olduğum söylenemez. Bana tekrardan bu etkiyi yaşatabilecek, bu kadar gaz veren bir mecha animesi bulmak benim için zor olduğunu biliyorum. Mecha hala ilgimi çeken bir tür değil, ancak bunun gibi sadece mecha severler tarafından değil de herkes tarafından sevilen bir yapım çıkarsa düşünmeden izlerim ^^ Herkese de öneririm ^^

 

 

_____________________________________

Kaynak: turkanime.net; anime-inceleme.com

Yamato Nadeshiko Shichi Henge

The Seven Metamorphoses of Yamato Nadeshiko/ The Wallflower


Tür: Komedi, Shoujo


Bölüm: 25


Yıl: 2006 - 2007
 
 
Konusu:
Takano Kyohei, Oda Takenaga, Toyama Yukinojo ve Morii Ranmaru liseye giden dört yakışıklı gençtir.
Bir gün kirasını zar zor ödeyerek kaldıkları lüks evin zengin sahibesi nişanlısıyla tatile çıkarken onlara bir teklifte bulunur: Eğer yeğeni Nakahara Sunako’yu bir “hanımefendiye” dönüştürmeyi kabul ederlerse evde bedava kalabileceklerdir, ancak başarısız oldukları takdirde kira üç katına çıkacaktır!
Sunako henüz normal bir kızken okulda başından kötü bir olay geçer. Hoşlandığı çocuğa aşkını itiraf eder fakat beklenmedik bir cevap alır. Oğlan ona “ben çirkin kızlardan nefret ederim” der ve o günden itibaren Sunako’nun hayatı değişir. Sunako artık içine kapanık, görünümünden ve diğer güzel şeylerden nefret eden birisine dönüşmüştür. Dış görünüşüne önem vermeyen, bakım yapmayan, yıllardır aynaya bile bakmamış, yabani biri haline gelmiştir. Karanlık kasvetli bir odada yaşayan garip, ürkütücü ve karanlık bir kız olmuştur. Odasını kuru kafalar, iskeletlerle donatmıştır. Hatta kanlı, vahşet ve normal insanların tiksinip korkacağı şeylerden zevk almaya bile başlamıştır.  Çoğu kişi ilk bakışta onun bir hayalet olduğunu bile düşünür.
Durum böyle olunca Sunako’nun halası onu dört birbirinden yakışıklı, daha doğrusu birbirinden güzel erkeğin yaşadığı bir malikâneye yollama kararı alır.
Kendilerinden emin olan dörtlü bunun çocuk oyuncağı olduğunu düşünür ve hiç düşünmeden anlaşmayı kabul eder, fakat Sunako ile tanışınca işlerinin kolay olmadığını anlarlar. Çünkü sorun Sunako’nun görünüşünden ziyade kişiliğindedir. Sunako’nun artık değişmek gibi bir niyeti kesinlikle yoktur. Acaba bu gençler onu bir hanımefendiye dönüştürebilecekler midir?

 

 

Öncelikle söylemeliyim ki şimdiye kadar izlediğiniz çizimleri kötü olan bütün animeleri unutun :D Bu benim şimdiye kadar izlediğim en göz kanatan çizimlere sahip anime. Genelde çizimlere aldırış etmem pek, konu, işleniş, yarattığı hisler daha çok önemlidir benim için ama BU!!!!!!!!!!!!!!! ^o^;;;;; aşamıyorum bunu :D dfghbyjumjyhgtf

Onun dışında gayet komik ve eğlenceli aslında, dış görünüş hakkında güzel de bir konusu var. Kızların ve erkeklerin dünyasında güzellik ve çirkinlik kavramları, ilişkiler ve kabullenmelerle dolu sürükleyici ve komik bir hikayeye sahip. Çizimlere alıştıktan sonra gayet zevkli oluyor, her ne kadar alışamasanız da ^o^;;;; beyninizi alışmış gibi kandırırsanız sizin için daha kolay olabilir :D

Çizimleri dışında başka eksi yanları da var, mesela erkekler yakışıklı ve güzeller ok ama fazla abartılmış sanki, bir de dört yakışıklı gencin arasından Kyohei biraz fazla ön plana çıkıyor, diğerleri yanında sönük kalıyor. Sunako'nun sürekli chibi halde dolaşması da biraz abartıya kaçmış, gerçek görünümünü bile unutuyordum durmadan chibi halini görmekten. Ayrıca birçok mantıksız ve saçma şeyler de vardı ama hepsini söylemiyim şimdi.

Bir de biraz konusu ve kadın baş karakter olarak Kimi ni Todoke ile bir benzerlik var, daha çok Kimi ni Todoke bundan esinlenmiş diyebiliriz, çünkü daha önce yayınlanmış. Benzerlik olsa da iki serinin de kendine has bir havası var.

Ben baya üstünde durmuş olsam da yine de bence kötü çizimlerine çok da aldırış edilmemesi gereken sürükleyici bir seri. Size bir şeyler katabileceğini düşünüyorum.

 

 

____________________________________

Kaynak: anime-inceleme.com; anime.gen.tr


26 Haziran 2023 Pazartesi

Chobits


Tür: Bilim Kurgu, Komedi, Dram, Romantik, Ecchi, Seinen


Bölüm: 26 + 2 OVA


Yıl: 2002
 
 
Konusu:
Yakın gelecekte, robot ve yapay zeka teknolojisi oldukça ilerlemiş ve insan görünümlü "Persocom" adı verilen androidler üretilmiştir, bu persocomlar insanlarla birlikte yaşamaya başlamışlardır. Hemen herkeste bir adet bulunmaktadır. İnsan boyutunda veya minyatür boylarda da üretilen persocomlar sahibinin programlamasına göre, ev işlerinden sanayi kullanımına kadar her türlü alanda kullanım yeri bulmuştur.
Hideki Motosuwa, köyden Tokyo'ya gelmiş ve üniversite hazırlık okuluna giden bir öğrencidir. Çoğunlukla heyacanlı ve telaşlı bir yapısı olan Hideki derslerinde ve hayatın diğer yönlerinde çok başarılı birisi değildir. Özellikle maddi yönden sıkıntılı bir dönemden geçmekte olan Hideki'nin hayallerinden birisi kendisine ait bir persocomu olmasıdır.
Günün birinde evine dönüş yolunda çöplerin arasına bırakılmış bir persocom bulur ve onu eve götürmeye karar verir. Ne yazık ki eve giderken, gizli bir bölmeden küçük bir disket düşer yere ama Hideki bunu fark etmez. Persocomu çalıştırmayı bir şekilde başaran Hideki, yalnızca "chii" diyebildiği için ona Chii ismini verdikten sonra, bozuk olmasından şüphelenerek persocomlar konusunda oldukça bilgili olan komşusu ve okul arkadaşı Shinbo'dan yardım ister.
Kimse Chii'nin kimin tarafından yapıldığını çözememiştir. Chii zamanla çevresinde olup bitenleri öğrenmeye ve konuşmaya başlar. Oldukça güçlü, kendi kendine öğrenebilen bir yapıya sahiptir. Chii'nin sistemlerinin piyasadaki persocomlara göre çok üstün olduğunu anlarlar. Ve bir şehir efsanesi olduğu düşünülen, birileri tarafından yapılmış özel robotlar olan, sadece programlamayla değil de kendi istekleri ve kararları ile yaşayan, bağımsız düşünme yeteneği olduğu söylenen ve gerçek duygulara sahip olan çok gelişmiş "Chobit"lerden birisi olabileceğini düşünürler.
Acaba Chii bir Chobits midir?

 

 

Konusuna ve türlerine baktığınızda bilim kurgu olması baya ilgi çekici geliyor ama içeriği malesef ki pek alakalı değil, romantizm yönü daha ağır basıyor. Büyük bir bilim kurgu beklentisiyle izlemediğinizde güzel aslında, neler olacağını merak ederek izliyor insan.

Konusu güzel, orjinal. Gayet eğlenceli ve tatmin edici, komik de ayrıca. Chii'nin iç dünyası ve bazı halleri komik ve eğlenceli. Türünde echhi de var ama abartılı değil bence. Ayrıca derin mesajlar da veriyor. Beğenmediğim birkaç şey var, anime içindeki bazı ilişkiler konusunda, ama spoiler olmaması için söylemicem.

Çok fazla karakter olmaması ve her karakterin yerinde kullanılması çok güzel. Ayrıca animeyi en izlenilir yapan şey kesinlikle Sumomo karakteri. Chii'yi falan geçin, sırf Sumomo için bile izlenir. Anime tarihinin en sevimli karakteri olabilir, ya da en sevimli karakterlerinden biri (bana göre diğeri ise Kaiser de Emperana Beelzebub IV namı diğer Babu, İblis velet, Beelze-sama :D). Sumomo'ya düşmeyecek biri yoktur heralde, insan yemek istiyor resmen ^^

Dediğim gibi sırf Sumomo için bile izlenir ^^

 

 

________________________

Kaynak: animemangatr.com

Zetsuen no Tempest


Tür: Aksiyon, Gizem, Psikolojik, Dram, Büyü, Fantastik, Shounen


Bölüm: 24


Yıl: 2012 - 2013
 
 
Konusu:
Yoshino, birçok animede olduğu gibi sıradan bir lise öğrencisidir. Arkadaşları arasında özellikle de kızlar arasında oldukça popüler olmasına rağmen yalnız birisidir. Tek arkadaşları zengin bir aileden gelen Mahiro ve kız kardeşi Aika’dır. Mahiro, insanlarla pek fazla geçinemeyen, okulu asan ve sürekli kavga eden birisidir. Kız kardeşi Aika ise Shakespeare ve özellikle Hamlet’i seven kendi halinde bir kızdır.
Birgün Aika esrarengiz bir şekilde öldürülür ve katil asla bulunamaz. Bunun üzerine Mahiro katili aramak üzere ortadan kaybolur. Yoshino da tamamen yalnız kalır.
Aradan bir sene geçmiştir. Birgün Yoshino, Aika’nın mezarını ziyaret eder, o sırada olaylar olur ve ansızın Mahiro ortaya çıkar ve üstelik garip güçleri vardır. Kurşunlardan hızlı hareket edebilmekte, yoktan kalkanlar oluşturabilmekte, kısacası büyü kullanabilmektedir.
Mahiro ortalık sakinleştikten sonra Yoshino’ya güçlerini nasıl elde ettiğini anlatır. Anlattığına göre denizde şişe içinde tahta bir bebek bulmuştur ve bu bebek bir yardım çağrısıdır. Yardım çağrısında bulunan kişi ise abisi tarafından bir adaya hapsedilen ve Kusaribe Klanının en güçlü büyücüsü olan Hakaze isimli bir büyücüdür. Dünya büyük bir derdin içindedir. Her yerde yer altından meyve şeklinde devasa gözler belirir ve etrafındaki tüm insanları demirle kaplar. Kusaribe klanı dünyanın sonunu hazırlayan olayları başlatmıştır ve onları durdurabilecek tek kişi Hakazedir. Fakat o adada olduğu sürece Hakaze güçlerini kullanamaz.
Uzaktan uzağa bir tek tahta bir bebek ile iletişim kurabilen Hakaze ve Mahiro bir anlaşma yapar. Anlaşmaya göre Mahiro, Hakaze’ye adadan kurtulması için yardım edecek, dolayısıyla Dünyayı kurtarmaya yardım edecek, Hakaze ise bunun karşılığında Aika’nın katilini bulacaktır.
Dünya yavaş yavaş sona yaklaşırken Yoshino ve Mahiro kendilerini tehlikeli bir maceranın ortasında bulur.

 

 

24 bölümlük anime 12/12 şeklinde bölünmüş gibi sanki.

İlk yarıda ilk 4-5 bölüm biraz sıkıcı geçiyor ne yalan söyliyim, ama pes etmeyin sakın ve izlemeye devam edin. Çünkü daha sonra efsane şeyler oluyor. Sonrasında 12. bölüme kadar beyin fırtınası yaşıyorsunuz ve öyle bir heyecan basıyor ki izlerken yutkunmayı bile unutabilirsiniz :D Olayları çözmeye çalışırken kendinizi kaybedeceksiniz.

İlk yarıda çevredeki tüm insanların demire dönüşmesi ile yaratılan yalnızlık hissi, Yoshino’nun ve Mahiro’nun bir nevi çaresizliği, yaşanan dövüşler, Hakaze’nin adadan nasıl kurtulacağı derken bölümler güzel ilerliyor. İkinci yarıda tempo biraz düşüyor açıkçası. 12. bölümden sonra konu biraz değişime uğruyor, akış değişiyor, daha farklı bir havaya ve arayışa geçiyoruz bu sefer de. Hikayenin gidişatı, olaylar biraz sapıyor ve daha boş bir hal alıyor. Animenin ilk yarısı ile kıyaslayınca ikinci yarısından o kadar etkilenmesem de hala merakınızı gidermek istediğiniz bir konu sayesinde bir şekilde taşıyor sizi finale. Aika'nın katilinin arayışı sizi peşinden sürüklüyor merakla. Sonunda ise sizi şaşırtmayı başarıyor yine. Hatta genel olarak sizi baya şaşırtacak. Finalinden pek memnun olmasam da genel olarak o heyecan, gizem, merak duygusu çok iyi, ve beynimi iyi çalıştırdığı için sevdim bu animeyi. Aslında söylemek istediğim baya şey var, özellikle karakterler hakkında, ama söylemesem daha iyi, çünkü çok ince olaylar var ve bu yüzden de en ufak şey bile spoiler olabilir bu anime için. Ve kesinlike spoilersiz izlenmesi gereken bir seri, o şok etkisini hissetmek animenin en iyi özelliği olduğundan, bütün heyecan kaçar yoksa.

Animenin ilk yarısı çok iyi, ikinci yarıda da hikayeyi çok dolandırmadan asıl konuyu aktarmaya odaklanılsaymış o sıkılma hissi olmazdı bence, böylelikle de bitince daha iyi bir tat bırakırdı diye düşünüyorum. Ama yine de bence kesinlikle izlenilmesi gereken bir seri.

 

 

_____________________________________

Kaynak: anime-inceleme.com; asialogy.com

Kimetsu no Yaiba (Demon Slayer)


Tür: Aksiyon, Şeytanlar, Tarihi, Shounen, Doğaüstü Güçler

Sezon 1
Bölüm: 26
Yıl: 2019
 
Movie:
- Kimetsu no Yaiba Movie: Mugen Ressha-hen (2020)
 
Sezon 2: Mugen Ressha-hen
Bölüm: 7
Yıl: 2021
 
Sezon 3: Yuukaku-hen
Bölüm: 11
Yıl: 2021
 
Sezon 4: Katanakaji no Sato-hen
Bölüm: 11
Yıl: 2023
 







Konusu:

Eski çağlardan beri ormanda insan yiyen iblisler olduğu söylentisi gezmektedir. Büyük şehirlerde yaşayan insanlar inanmasa da kırsal kesimin hala sıkı sıkıya bağlı olduğu bir gerçektir bu. Rivayete göre iblisler geceleri insan avına çıkmaktadır. Bu yüzden kırsal kesimdekiler gece vakti dışarıya çıkmayı hiç göze alamıyordur. Aynı zamanda efsaneye göre geceleri bu kana susamış iblisleri avlayan iblis avcıları vardır.
Babasını kaybetmiş olan Tanjiro Kamado, küçük kardeşleri ve annesiyle dağlarda zorlu ama huzurlu bir hayat sürmektedir. Babasının ölümünden sonra Tanjirou ailesine bakma görevini üstlenmiştir. Günün birinde Tanjiro kömür satmak için kasabaya indiğinde geçe kaldığı için hava kararmıştır ve bu yüzden dağın başındaki bir komşuda kalır. Ertesi gün evine vardığında, tüm ailesinin katledildiği korkunç bir manzarayla karşılaşır. Daha sonra kız kardeşi Nezuko’nun kıpırdadığını görür. Fakat Nezuko, eski Nezuko değildir. Hayatta kalan tek aile üyesi de artık bir iblise dönüşmüştür. Fakat şaşırtıcı bir şekilde Nezuko hala insan duygularını ve düşüncelerini taşıyordur. Bu şimdiye kadar görülmemiş bir olaydır. Tanjirou, kız kardeşini yeniden insana döndürmek için umutludur. Aynı zamanda öfke ve nefretle sarmalanan Tanjirou, ailesinin intikamını almak için yemin eder. Bunun için bir iblis avcısı olmaya karar verir. Böylelikle Tanjirou, Nezuko'yu da yanına alıp, iblislerle dövüşmek ve kız kardeşini tekrar insan yapabilmek için uzun ve macera dolu bir yolculuğa çıkar. 

 

 


2019 yılının en çok konuşulan animelerinden birisi olan Kimetsu no Yaiba, ingilizce adıyla Demon Slayer, ilk bakışta sade bir hikayeye sahip gibi gözükse de, içeriği oldukça etkileyici ve genç Tanjiro’nun çektiği zorluklar çok iyi yansıtılıyor. Tanjiro’nun birbirinden zorlu eğitimlerini ve iblislerle mücadelesini soluksuz izliyoruz diyebilirim. Kılıçla kullanılan sanatlar anime gereği biraz abartı olsa da gerçekçi bir çizgide ilerliyor seri. Yani Tanjiro iki gün zorlu eğitim geçiriyor, üçüncü gün on kaplan gücünde falan değil. Eğitimi her daim devam ediyor ve her bölümde Tanjiro’nun daha da gelişmesine ve işinin kolaylaşmak yerine zorlaştığına tanıklık ediyoruz. Tanjiro her yere kız kardeşi Nezuko ile seyahat ediyor, unutmamak gerek ki Nezuko insani duygularını korumaya başarsa da bir iblis. Yani Tanjiro, Nezuko'yu iblis avcılarından gizleyerek ve koruyarak yolculuk yapıyor. Bir yandan zorlu eğitim alıyor, bir yandan iblislerle mücadele ediyor, bir yandan da iblis avcılarıyla. Kısacası Tanjiro’nun karşısında mücadele edeceği koskocaman bir dünya var.

Konu özgünlüğü ve işleniş güzel iş çıkarmış. 26 bölümü sıkılmadan tamamlıyorsunuz.

Animasyonuna gerçekten güzel emek verilmiş bir seri. Anime izlerken size tam olarak görsel şölen sunuyor. Kan kullanılmaktan çekinilmemesi, estetik dövüş sahneleri ve Tanjiro’nun bize sunduğu kılıç şovları dört dörtlük.

Hayranlara göre ilk sezonu bu kadar tatmin edici kılan şey, her bölüme nüfuz eden benzersiz karakterler, oldukça iyi tasarlanmış kavgalar ve nefes kesici animasyonların bir kombinasyonu. Karakterler cidden çok başarılı ve bu da animenin en güçlü taraflarından biri. Bir tek Zennitsu ilk başta benim için aşırı gürültülü ve kafa şişiren bir karakterdi, biraz da sinir bozucu gelmişti ama daha sonra ona çok gülmeye başladım ve eğlendim :D Hem yolculuklarında tanıştıkları kişilerle maceraları güldürüyor, hem de iblislerle olan savaşlarda fazlasıyla heyecanlandırıp aksiyonu hissettiriyor. Bazı sahnelerde korkutan, kimi zaman da tebessümü eksik ettirmeyen bir seri.


Kimetsu no Yaiba izlenilmesi gereken çok kaliteli ve başarılı bir anime, orada herkes gibi ben de hemfikirim. Bölümler peş peşe gidiyor ve ufak pürüzleri göz ardı edersek geçtiğimiz senenin en iyilerinden bir tanesi. Fakat, açıkçası ben Demon Slayer konusunda biraz doluyum. Bi ara her yerde görmeye başlayınca keşfedip listeme eklmem de uzun sürmemişti. Yeni bir anime olduğu için daha sonraya saklıyordum, çünkü güncel izlemeyi sevmem, tüm sezonlar tamamlanınca bölümleri art arda izlemeyi tercih ederim (güncel izlediğim One Piece'i de 10 bölüm biriktirip izliyorum :D). Ama şu One Piece'in rekorunu kırdı haberlerini görünce n'oluyoruz falan olmuştum, ve dayanamayıp "neymiş bu Demon Slayer" deyip izlemiştim. Arkadaşlarla çok fazla muhabbetini yaptık bu olayın, hala da bu kadar büyük başarı elde etmesini anlamış değiliz. Netflix'de yayınlanmış olduğu için mi birden bu kadar patladı, ve aynı zamanda manga satışlarını da arttırdı diye düşünüyorum ben. Tabii kaliteli çizimleri, başarılı işlenişi ve harika karakterleri sayesinde de sevilmiş olması normal ama onun dışında ortalama güzel bir seri, bu derece abartılmış olmasına hala anlam veremiyorum. Sevilen bir seri olmayı kesinlikle hak ediyor ama bu abartı başarısı da bi garip gelmedi değil.

Herneyse, arkadaşlarla önceden üstüne çok fazla konuştuğumuz için artık daha fazla yorum yapacak halim kalmadı. Kanıtlanması gereken bir durum da yok ortada, One Piece gibi bir efsanenin önüne geçmek mümkün değildir ^^

Demon Slayer güzel anime, ben sevdim, izlemenizi öneririm. Memnun kalacağınıza ve çok zevk alacağınıza eminim ^^ 


NOT: Bunlar ilk sezon hakkındaki yorumlarım, şimdilik sadece ilk sezonu izledim.

 

 

______________________________________________

Kaynak: turkanime.tv; anime-inceleme.com; figurex.net

Kurayami Santa


Tür: Tarihi, Doğaüstü Güçler


Bölüm: 13


Yıl: 2015
 
 
Konusu:
Japonya'nın Shouwa döneminin ortasında, açgözlülük ulusun hareketli şehirleri ve toplulukları arasında yaygınlaşır. Cehennem Kralı Enma Daiou ofisine Kurayami Santa adında küçük bir çocuk şeklinde bir elçi çağırır. Enma'nın sorgulaması sayesinde, Santa, insanlar tarafından üretilen açgözlülük ve bencil davranışların çok yakında Cehenneme giren muazzam bir ruh dalgası yaratacağını öğrenir ve bu da Cehennem için felaket olur.
Santa'ya bir görev verilir: bununla ilgili bir şeyler yapmalıdır. Ne yönergeler ne de kurallar vardır, Santa durumu uygun gördüğü şekilde halletmekle görevlidir.
İnsan dünyasına ışınlanan Santa, insanların aynı Enma'nın tarif ettiği kadar kötü olduğunu çabucak anlar.
Santa, aydınlık ve karanlık arasındaki dengeyi bozmadan, Cehennemden aldığı görevi tamamlama ve insan dünyasına düzeni yeniden sağlama arayışına başlar.

 

 

Kurayami Santa, Showa dönemi atmosferini yeniden oluşturmak için 1960'larda arşivlenmiş bir animasyon kaydını işliyor.

Animenin arkasında güzel bir konsept var aslında, 3 dakikalık bölümler halinde bir hikaye anlatmak için retro animasyon kullanmak sanatsal bir yaklaşım. Konu olarak insanlık üzerindeki yanlışlara odaklanılmış. Fakat tarzından mıdır bilmem diyaloglar ve dövüş sahneleri bi garip geldi. Zaten genel olarak biraz garip bir yapısı var ve korkutucu bir havaya sahip. Herkesin beğenebileceği bir tarz olduğunu düşünmüyorum. Bir arkadaş çok istekli bir şekilde önermişti ben de 1960 gibi eski bir tarih görünce merak ettiğim için izledim. Bölümlerin süresi çok kısa olduğu için çok çabuk izleniyor zaten.

 

 

_____________________

Kaynak: myanimelist.net

Akatsuki no Yona


Tür: Aksiyon, Macera, Komedi, Fantastik, Romantik, Shoujo


Bölüm: 24 + 3 OVA + 1 bonus


Yıl: 2014 - 2015

 
 
Konusu:
Fantastik bir diyarda geçen anime, Hiryuu krallığında yediği önünde yemediği arkasında, el bebek gül bebek olarak yetişen prenses Yona’nın etrafında şekil alıyor.
Hiryuu Krallığı’nın tek prensesi olan Yona adındaki genç kız saf kalpli bir prensesdir. Babası Hiryuu krallığının imparatorudur. Çok küçükken annesi isyancılar tarafından öldürülünce onu babası büyütmüştür. Babası kral ise savaşlardan ve her türlü silahlardan nefret etmekle beraber barışçıl bir insandır. Bazı kesimler tarafından ise bu tutumu korkaklık olarak tanımlanmaktadır.
Yona, bir prensesin sahip olduğu rahat ve kaygısız bir hayat yaşamaktadır. Herhangi birinin sahip olamayacağı, en iyi giyim ve kozmetiğe, en güzel tatlılara, sevgi dolu bir imparator olan babaya ve yakışıklı kuzeni Soo-won’a sahiptir. Koruması ise Yona’nın çocukluktan beri arkadaşı olan Son Hak adındaki gençtir. Hak, biraz vurdumduymaz tavırları ve Yona’ya sataşmasının yanı sıra oldukça güçlü bir savaşçıdır. Yona'nın hayatta tek gayesi Soo-won'dur, ve nadir bulunan kırmızı saçlarından nefret ediyordur. Fakat neredeyse kusursuz olan dünyası bir gün paramparça olur. Hem Hiryuu Krallığı’nın hem de Yona’nın kaderi, Yona’nın 16. doğum gününde değişecektir. Prensesin doğum gününde babası, kralın tahtında gözü olan biri tarafından öldürülür. Yona olaya şahit olur ve kendisini kabus gibi bir olayın ortasında bulur. Yona’nın imdadına Hak yetişir ve ikisi beraber Hiryuu kalesinden kaçmayı başarır. İkili Hak’ın kabilesi olan Rüzgar Kabilesi’ne sığınır ve orada büyükbabaları Son Mundok ikiliye kahini bulmalarını tavsiye eder. Kahin ise onlara ilk kral Hiryuu ve dört ejderhanın efsanesini anlatır. Akabinde krallığın geleceği için Yona’ya ejderhaların gücüne sahip olan dört kişiyi bulması gerektiğini söyler. Kahin’in yardımcısı Yun’u da yanına alan Yona ve Hak, uzun yolculuklarının ilk ayağına böylece başlamış olur.

 

 

Akatsuki no Yona sık kullanılan bir hikayeye sahip ama işleniş bakımından çok iyi.

Anime ilk bölümden itibaren sizi kendisine bağlıyor. Karakterler hakkındaki şoku ilk bölümde tadıyorsunuz ve insanların güler yüzlerinin arkasında nasıl bir kişilik olduğuna dair düşünmeden edemiyorsunuz.

Son Hak ile Yona’nın diyalogları çok eğlenceli ve güldürüyor. Tabi seri bu kadarla sınırlı değil. Hiryuu kalesindeki kaçışlarından sonra Yona’ya bir vazife düşüyor ve Son Hak ile kendini tahmin edemediği bir maceranın içinde buluyorlar. Üç kişi ile başlayan yolculuğun giderek kalabalıklaşması, zaman zaman yaşanan eğlenceli anlar, karakterlerin sempatik oluşu animenin olumlu yönleri. Genel itibariyle animenin akıcı bir şekilde ilerlediğini rahatça söyleyebilirim.

Animede genel olarak uçuk karakterler olmasa da beyaz ejderhanın beyaz saçları, mavi ejderhanın mavi saçları vb. saç renkleri mevcut. Ayrıca animede Japon isimlerinden ziyade Çin ve Kore isimlerine benzer isimler daha ön planda. Elbette fantastik bir diyarda olduğumuzu yeniden belirtmek isterim.

Gelelim karakterlere. Hepsi hakkında tek tek bahsetmicem, sadece birkaç taneside değinmek istiyorum.

Her karakterin derin kişilikleri ve yaşadığı üzücü hikayeleri var. Ben sarı ejderhanın hikayesinden çok etkilendim. Onun hikayesinin OVA bölümlerde anlatılması doğru mu olmuş emin değilim, gerçek serinin içinde olmalıydı bence. Açıkçası sadece sarı ejderhanın hikayesi bütün serinin kendisinden daha ilgi çekici ve sürükleyiciydi benim için. Eğer OVAları izlememiş olsaydım daha sıkıcı bulurdum animeyi. Onun hikayesi daha bi güzel yapmış seriyi. Aslında o ejderha 4lüsünden en beğendiğim mavi ejderha oldu. Ama sarı ejderhanın hikayesi en etkilendiğim hikayeydi.

Ve tabii Son Hak. Yona’yı arkadaştan fazlası olarak görüyor. İçten içe Yona’yı seviyor fakat söyleyemiyor ama onun için ölmeye de her daim hazır. Aşırı iyi bir karakter, çok tatlı, kızların ideal erkek tipine cidden çok uyuyor. Düştük mü, düştük. Hatta bazı sahneleri geriye alıp tekrar tekrar izledim Hak bey yüzünden sksbsoshsosh Keşke gerçek olsa diyebileceğiniz türden bir karakter. Tam ideal tip. Uzun boylu, yakışıklı, güçlü, sevdiği için her şeyi yapacak bir tip, tsundere :D keşke benim olsa :D Her kızın Yona'nın yerinde olmak istediğine eminim ^^.

Fakat şunu söylemeliyim ki... Kişisel fikrim olarak ben bu Yona'yı sevemedim. Bana göre aptal, itici bir karakter. Ve abartı. Zorla güçlüymüş gibi, harika biriymiş gibi göstermeye çalışmışlar ama tamamen boş. Fıs. Bu Yona bildiğin ikinci Sakura bana göre. Bi halt yapamıyor ama merkezde hep. Herkes Yona'nın karakter gelişiminden etkilendiğinden bahsediyor ama ben pek bi gelişim göremedim açıkçası. Nefret etmiyorum, sadece ısınamadım o kadar, ve gelişiminin etkileyici olduğunu düşünmüyorum, çünkü pek bi gelişimini gözlemleyemedim ben. Ayrıca Hak'a da hiç uygun değil. Hak'a Yona'yı hiç yakıştıramadım. Olmamış o kız. Hak gibi bir beyin yanına o ne öyle. Shiplemedim, skipledim bunları zjsbspsbsksbsb Sorry not sorry. Yona'ya katlanmak zor oldu benim için. Sinir oldum biraz. Ama belki siz seversiniz.

Herneyse. Gelelim animenin finaline. Anime maalesef yarım bitiyor. Ne yazik ki hala 2. sezonu gelmiş değil, ve geleceği de belli değil. Yani basitçe animede tüm sezon boyunca Yona ve Hak ejderleri arayıp buluyor ve tahtı geri almak için kendilerine katılmalarını istiyorlar. Yapımcılar da sağolsun "E hadi tüm ejderleri bulup ikna ettiler, sezonu bitirelim." demişler ve ardından 2. Sezon hiçbir zaman gelmemiş. Her ne kadar animesi yıllar yıllar önce final vermiş olsa da mangası hala devam ediyormuş, ve duyduğuma göre baya heyecanlı gidiyormuş.

Akatsuki no Yona sevimli ve izlemesi zevkli bir anime. İzlerken içinizii kıpır kıpır yapan serilerden. Romantizmin, komedinin ve shounen öğelerin güzel harmanlandığı bir seri. Vakit ayırıp izlemeli miyim diye sorarsanız, bence kesinlikle izlemelisiniz. Sırf Hak için bile izlenir ^^. Daha sonra da mangasını okumanızı öneririm, çünkü 2. sezonun geleceği kesin değil. Ben henüz mangasını okumadım ama okumayı düşünüyorum. Okuyunca bu yazıyı güncellerim büyük ihtimalle.

 

Biraz eksik ve yarım bir anlatım olmuş olabilir ama elimden geldiği kadar spoiler vermeden anlatmaya çalıştım.

 

 

___________________________________________________________________________

Kaynak: turkanime.net; anime-inceleme.com; birkisaningunlugu.blogspot.com; anisekai.com

Banana Fish

  Tür: Aksiyon, Macera, Dram, Gerilim Bölüm: 24 Yıl: 2018     Konusu: Banana Fish, Amerika'nın New York şehrinde geçen, mafya ve çete ha...